Dünyada yaşayan her insanın başına gelen ayrı ayrı her olay, imtihanın birer parçasını oluşturmaktadır. İnsanlar, olaylar karşısında gösterdikleri ahlak, içlerinde taşıdıkları niyet ve gerçekleştirdikleri davranışlar konusunda imtihan olurlar. Dünyada başlarına gelen her olayın imtihan olduğunu bilerek, her olayı şevkle ve sabırla karşılamak, insana Allah’ın rızasını kazandıracak olan çok önemli bir Kuran ahlakıdır.
Dünya, insanların ölüm ile birlikte ahiret hayatlarına geçiş yapacakları bir geçiş yeridir. Dünya hayatı insanların tahmin ettiklerinden çok daha kısa sürmektedir. Her insanın yaratılışına uygun olan imtihanlar, insanların Allah’a daha derinden güçlü bağlarla bağlanmalarına, imani bir olgunluk kazanmalarına ve ahiret hayatlarının kurtuluşa ermesine vesile olmaktadır. Yüce Rabbimiz, iman edenlerin nasıl imtihan edildiklerini şu şekilde bildirmiştir:
“Andolsun, Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele. Onlara bir musibet isabet ettiğinde, derler ki: “Biz Allah’a ait (kullar)ız ve şüphesiz O’na dönücüleriz.” Rablerinden bağışlanma (salat) ve rahmet bunların üzerinedir ve hidayete erenler de bunlardır.” (Bakara Suresi, 155-157)
İnsanlar, hayatlarında bazen çok büyük nimetler içinde oldukları dönemlerle de imtihan olabilirler. İnanan bir insanın, bu dönemlerde de Allah’a bağlı, O’nun emirlerine titiz bir ahlakta olması gerekmektedir. Çünkü zenginlik, mal, mülk, itibar insanların şeytandan kaynaklanan enaniyetlerini yükselten bir etken olabilir. İnsanın, her durumda olduğu gibi, böyle durumlarda da, tüm bunların dünya hayatına ait olduğunu ve ölüm ile birlikte hepsini bırakarak Allah’ın huzuruna çıkacağını unutmaması gerekir. Zaten Allah’a çok derin bir sevgi ve korku ile bağlı olan bir insan, ne kadar çok mala sahip olursa olsun, Allah’tan asla yüz çevirmez ve asla nankörlük etmez.
İnsanlar birçok olayla imtihan olabilirler. Türlü doğal felaketlerle, Allah’a inanmayan insanlar tarafından gelen saldırılarla, baskı ve zorluklarla, zulüm ve alayla denenebilirler. İman eden ve salih amellerde bulunan müminler, hepsinin imtihanlarının bir parçası olduğunu ve bunların Allah’ın yaratmış olduğu güzelliklere ulaşmanın tek yolu olduklarını akıllarından çıkarmazlar.
Hiç şüphesiz Allah, müminlerden -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzere- canlarını ve mallarını satın almıştır... (Tevbe Suresi, 111)
Müminler her olayın Allah’ın kontrolünde olduğunun ve başlarına gelen her şeyi Allah’ın yarattığının bilinciyle hareket ederler. Tüm insanların ayrıntıları ile birlikte bütün hayatlarını yaratan ve kontrol eden sonsuz güç sahibi olan Yüce Rabbimiz’dir.
“Gaybın anahtarları O’nun Katındadır, O’ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve herşey) apaçık bir kitaptadır.” (En’am Suresi, 59)
İnsan son derece aciz ve muhtaç bir varlıktır. Zamana bağlı olarak yaşamak zorundadır, zamanın dışına asla çıkamaz. Bu nedenle insan karşılaşacağı olaylar üzerinde yalnızca tahminlerde bulunabilir, asla bilemez. Ve yaşamış olduğu olaylardaki hayırları ve hikmetleri de her zaman idrak edemeyebilir. Ancak tüm alemleri yaratan, zamana hükmeden Yüce Allah, insanların hayatlarını zamanın dışında görebilmektedir. Bu gerçekler hiç şüphesiz bizlere kaderin kesin olduğunu göstermektedir.
Dediler ki: "Sen Yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten Sen, herşeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın." (Bakara Suresi, 32)