29 Aralık 2011
NECİP MİLLETİMİZ
Osmanlı Devleti’nin 1750’ lerden sonra gerileme dönemine girmesi, Avrupa’da sanayi devriminin gerçekleşmesi ile Avrupalı devletlerin öne çıkması, Osmanlı ve diğer doğulu toplumların batılı toplumların üstünlüğünü kabul etmesi. Ardarda yapılan bir sürü ıslahat ve yenileşme hareketleri. Bu ıslahat ve yenileşme hareketlerinin topluma mal edilememesi ve ciddi bir toplumsal ve bürokratik direniş. Nihayetinde ağırlıklı olarak ortaya çıkan biçimsel yenilikler. Avrupa tarzı giyinen askerler, sivil bürokraside pantolon, fes, kravat gibi giysilerin kullanılması. Avrupa tarzı eğlenceler, sosyal hayat… vs.
Toplum o dönemde bu yenilikleri gerçekleştiren padişahlardan Sultan II. Mahmut’a “Gavur Padişah” ismini vermişti. Ancak; gerçek manada gerçekleşmesi gereken zihniyet inkılabı gerçekleşmemişti. O gün-bugündür uğraşıp, didiniyoruz. Ama biçimsel değişmenin dışında hatırı sayılır bir gelişme kaydedemedik. Ne yazık ki batılı değerlere sahip olacağız derken; batılı değerlere sahip olamadığımız gibi kendi değerlerimizi de kaybettik.
O güzelim değerlerimiz, ahlak anlayışımız yok şimdi. Kötü bir taklitten öteye geçemedik, geçemezdik de, çünkü ortadaki ürün bizim ürünümüz değildi. Yani “İlim Müslümanın yitik malıdır, nerede bulursa alır” anlayışını hakim kılamadık, yerine “gavur malı” anlayışını hakim kıldık ve kaybettik.
Öte yandan toplumun aydın sıfatını vermediği ancak, kendilerini aydın olarak tanıtanlar, kendilerine; gökten zembille inmiş, uzaylı mahluklar olarak toplum içerisinde yer bulmaya çalışınca iletişimde koptu. Derin uçurumlar oluştu. İşin daha kötü tarafı bu uzaylılar sürekli batı değerlerini hakim kılmaya çalıştılar. Oysaki kendi değerlerimiz geliştirilebilirdi, yenilikler topluma mal edilebilirdi. Olmadı. Bu toplumun büyük bir kısmı kendi öz değerlerinden ya uzaklaştı ya da uzaklaştırıldı.
Aslında batılı toplumların iştihasını bir türlü kesemeyen bireyselcilik anlayışını, doğulu toplumların toplumsalcılık anlayışı dengelemekteydi. Yeryüzündeki zihniyet anlayışında bireyselcilik ve toplumsalcılık ayrı ayrı bir denge unsuruydu. Belli bir dönem doğulu toplumların anlayışı hakim olduğu gibi belli bir dönem de batılı toplumların zihniyeti hakim olmuştu. Tahterevalli gibi. Fakat bugün denge bozuldu. Bütün toplumlar batı zihniyetine mahkum edildi. Dolayısıyla alternatif çözüm üretme noktasında sıkıntılar yaşanmaktadır. Türkiye’ de olduğu gibi.
İşte sonuç, yeni nesil. Değer kavramından yoksun çıkar merkezli bir zihniyet. İçerisinde temizlik anlayışının bulunmadığı bir yaşam, alın teri dökülmeden elde edilen kazanç ve çılgın bir tüketim, Hayvani diyebileceğimiz ve sokağa yansıyan bir cinsel hayat, yok olan aile mefhumu. Nihayet bana ne, sana ne anlayışı.
Necip Milletimiz(!) ve toplumsal değişimimizin kısa bir özeti. “Yılbaşı gecesi”.
Evet, yeni yıl geldi. Ben hala 1379 yıl evvelindeyim. Mekke’nin fethi. Yani gönüllerin fethi, en büyük inkılap. Hayırlı olsun. Saygılarımla.
Yener Çaycı
Bu makale
127
defa gösterildi.