23 Kasım 2011
ÖĞRETMEN VE PARA
Eğitim: Kişinin; kendi yaşantısındaki hal ve davranışlarındaki olumsuzlukları kontrol altına alıp, olumlu yönde değişmesini sağlayan ve yaşam boyu devam eden bir süreçtir.
Öğretim: Kişinin bilgisi olmadığı her hususta biri veya birileri tarafından bilgilendirilmesi, bilenin bilmeyene rehberlik etmesi demektir.
Her iki duruma örnek verecek olursak; bir seyis vahşi bir atı eğitir ama ona okumayı öğretemez.
Aynı seyis, vahşi bir atın nasıl eğitileceğini, birilerine öğrete bilir.
Demek oluyor ki, eğitim ile öğretim her ne kadar iç içe görülse de, ikisi de ayrı kavramlardır.
Yıllardır bu iki kavram, birbirleriyle aynı anda verilmek istense de, sürekli eğitim kısmı eksik kalmıştır.
Eğitim, eğitimli ailede başlar. Başlar da, hani nerde o eğitimi başlatacak aile.
Hal böyleyken birde eğitimden mahrum kalmış bir öğretmene çocuğunuz denk geldiyse yandınız.
Mevcut olan sistemi yeterli bulmuyorum.
Öğretmenlik okulunun puanı, tıp fakültesininkinden daha yüksek olmalı.
Eğitim ve öğretim yeteneği olmayan öğretmen olamamalı.
İlkokul 5. sınıfa kadar çocukları okutacak Öğretmen, en az iki yıl ek olarak, sadece çocuk psikolojisi okumalı, bizi biz yapan milli ve manevi değerlerimizi doğru ve eksiksiz bilmeli, mümkün mertebe her konuda bilgi sahibi olmalı. Unutmamalıyız ki ağaç yaşken eğilir.
Diyelim ki bu saydıklarımızla donanımlı öğretmenleri bulduk, 35-40 kişilik dersliklerde kaliteli bir eğitim ve öğretim almak ne kadar mümkün olur, oda ayrı bir muamma.
Öğretmen ücretleri, memurların en yüksek ücreti olmalı.
Hele de bu yazdığım şartlar altında eğitimini tamamlamış olan öğretmenlerin çok daha ayrıcalığı olmalı.
Adı üzerinde ”ÖĞRETMEN”.
Hz. ALİ ( r.a.) Efendimiz; ‘Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum’ sözlerinden, öğretmenlere verilen değerin derecesini anlıyoruz.
Bu kutsal hizmetin hak ettiği değeri ve saygınlığı, tekrar geri kazandırmalıyız.
Bir diğer husus; taşımalı eğitim sistemi başladığından beri, okul kayıtlarından tutun da üniversiteye yerleştirmeye ve üniversiteden mezun olana kadar yaşanan süreç içler acısı.
Eskiden öğrencinin okul çağı geldiğinde, veli çocuğunu istediği okula kaydını yaptıra bilirdi.
Şimdiki gibi karmaşa yaşanmazdı.
Üstelik kayıt parası diye de, bir zorunluluk yoktu.
Öğrenci ile öğretmen arasına para girmemişti.
Günümüzde, istenilen kayıt parasını vermediğiniz takdirde, çocuğunuzu kaydettirme şansınız yok denecek kadar az.
Hele de, nüfuslu bir tanıdığınız yoksa okul ilgilileriyle görüşme olanağınızda zor.
Diyelim ki çocuğunuzun kaydını bir şekilde yaptırdınız.
İş bununla da bitmiyor.
Çocuğunuzun okula gidebilmesi için, müdürün inisiyatifine kalmış olan servis ücretini kayıtsız şartsız ödemek zorundasınız.
Pazarlık etme veya mesafeye itiraz etme gibi bir lüksünüzde yok.
Üniversiteyi kazanan öğrencileri konaklama sorununda da olduğu gibi.
Anlayacağınız, parası olan düdüğü çalıyor.
İşin başka bir boyutu; son günlerin modası olan dershaneler ise, mantar gibi her yerde türemiş durumda.
Devlet ders kitaplarından para almadığı için övüne dursun, vatandaş parayı her halükarda bir yerlere vermek zorunda kalıyor.
Parasız saadet olmaz misali, yine işin ucu paraya dayanıyor.
Sevgili okurlarım; bu dershaneler yokken, bunca başarılı okumuş insanlar, nasıl başarılı olmuşlar?
Madem devlet okullarında yeterli ders verilmiyorsa kapatalım gitsin.
Öyle ya!
Bizim dönemimizde dershane yoktu da, biz doğuştan mı bilgiliydik?
Yetkililerimiz; lafın sırası geldiğinde, geleceğimizin teminatı çocuklarımız demekten de hiç gocunmuyorlar.
Yetmiş bin nüfuslu Kaynarca mahallesinin hala daha bir lisesi yok.
Bu mudur geleceğimizin teminatlarına olan yatırım?
Kaynarca’ ya lise istiyoruz diye 17400 imza topladık.
Başta; Milli Eğitim Bakanımız olmak üzere birçok yetkili kuruma müracaat etmeme rağmen, dönemin belediye başkanı Sayın Erol Kaya’dan başka muhatap bulamadım
Ben inanıyorum ki, eğitim sistemimiz düzelmeden, ülkemizde düzelmeyecek. Eğitim şart, şart.
Birileri sesimi duysun artık. Kaynarca mahallesine LİSE İS-Tİ-YO-RUZ!
Sevgili öğretmenlerim; gününüz kutlu olsun.
Şen ve esen kalmanız dileğimle.
Fuat ŞENGÜL
Bu makale
409
defa gösterildi.