21 Kasım 2011
TERÖR
Anadolu Coğrafyası eski çağlardan beri nice devletlerin, imparatorlukların, diktatörlüklerin iştahını kabartmış; sayısız istilalara ve işgallere uğramıştır. Anadolu topraklarının bereketinden midir, yoksa tarih kitaplarında anlatıldığı gibi stratejik konumundan mıdır veya dillendirilmeyen başka sebeplerden midir bilen biliyor artık. Meyveli ağaca taş atılır hesabı, memleketimize bol bol kurşun atılıyor. Tabii ki meyve yemek maksadıyla değil. Yok etmek maksadıyla. Yoksa bu coğrafya bu memleketin bağrına bomba atanların da karnını doyuracak bir cömertliğe sahip. Ha şu da tarihi bir gerçektir ki bu topraklar hainlere hiçbir zaman yar olmamıştır. Bundan sonra da İnşallah yar olmayacaktır.
Hesaplar başka. Efendim Kürtlere ayrımcılık yapılıyormuş, bu nedenle baş kaldırılmış veya Kürtler ayrı bir ırktandırlar, Müslüman bile değillerdir, teröristbaşının ifadesiyle Zerdüşt dinine mensupturlar. Vesaire vesaire. Ya Hu bin küsur yıldır. Aynı hamurda yoğrulmuş, beraber ağlamış, beraber gülmüş; icabında omuz omuza mücadele etmiş ve birlikte can vermiş bu toprağın öz be öz insanlarını kim şu Kürt’tür, şu Türk’tür diye ayırabilir. En has Kürt’ün 5-10 göbek ilerisinde bir Türk babaya veya anaya sahip olmadığını kim bilebilir. Ya da en has Türk’ün 5-10 göbek ilerisinde bir Kürt baba veya anaya sahip olmadığını kim bilebilir.
Irk teorilerini bir tarafa bırakalım. Velev ki ayrı ırklara sahip olalım. Dünyada bu kadar uzun zamandır kader birliği etmiş, içiçe girmiş, beraberce, kolkola, omuzomuza yaşayan, birbirine yüzlerce yıldır kız vermiş, kız almış başka bir millet daha var mıdır? Bu millet et ile tırnak gibi değil, kemik ve et gibi olmuştur. Sıkışınca tırnağı söker atarsın, biraz canın yanar o kadar. Ama kemikten eti ayırdığında hayat biter.
Şu anda bu terör unsurlarına bel bağlamış bir takım bedbahtlar olabilir, hatta televizyon televizyon gezip, kendini aydın gösteren (ki her keresinde terörü masum, devleti şuçlu gösteren karanlık yüzlü sözde aydınlardan bahsediyorum) karanlık varlıklarda olabilir. Her ne olursa olsun bu millet çok daha çetin zorlukları, engelleri aştı. Bunu da aşacaktır.
Yalnız ülkede bir anlayış birliğinin sağlanması lazım, milletin içerisine o kadar fitne ve tefrika sokuldu ki anlayış birliği sağlayamıyoruz. Bu toplum durup dururken bu hale gelmedi. Yüzlerce yılı bulan bir kültür emperyalizmi söz konusu. Bunun sonucunda güya ilericilik adına yapılanlar ve millet paydaşlarının birer birer ötekileştirilmesi. Daha düne kadar bu devam etmiyor muydu? Bu milletin çocukları şucu bucu diye birbirine kırdırılmadı mı? Milli ve manevi değerlerimizi, anlayış birliğimizi yıkmak için kelimelerle, kavramlarla oynanmadı mı? Millet kavramından ulus kavramına, güzellikler ve değerler manzumesi olan din ve ahlak anlayışımızdan, laiklik denen ve bu gün bile içerisi doldurulamayan bir anlayışa doğru yönlendirilmedik mi? İslam’ın hakim olduğu topraklarda hangi gayrimüslime zarar gelmişti, ya da bu dine inanmayan kim yok edilmişti?
Evet asıl sıkıntımız değer anlayışındaki değişikliklerdir. Elbetteki farklılıklar olacaktır ama bu farklılıklar bir kompozisyon ortaya koyamıyorsa, orada sıkıntı vardır. Bizim toplum olarak asıl aşmamız gereken sıkıntıda budur. Bu millet bu meseleyi çözdüğü an terör de dahil bir çok mesele kendiliğinden çözülecektir. Aksi halde bu gün bende olup da başkasına yasak olan ne var veya başkasında olup da bana yasak olan ne var? Saygılarımla.
Yener Çaycı
Bu makale
192
defa gösterildi.