22 Mayıs 2012, Salı
Duyuru Gazetesi - Haftalık, bağımsız, siyasi gazete - Pendik

Makale
25 Haziran 2011

KURAN’I BİLMEK

Merve Bulut



  “Andolsun, biz bu Kur'an'da çeşitli açıklamalar yaptık, öğüt alıp-düşünsünler diye…” (İsra Suresi, 41)


İnsanların çoğunluğunu, gerçek Kuran ahlakından habersiz yaşamaktadırlar. Çünkü din hakkındaki bilgileri Kuran’ı okuyup öğrenmek yerine büyüklerinden öğrendikleri kulaktan dolma bilgilere öğrenmeyi tercih ederler. Halbuki Kuran’ın dışındaki kaynaklar, din hakkında eksik bilgi verirler.

İnsanlar, geçmiş nesillerden kalma din bilgileri nedeniyle Allah’ın hükümlerini uygulamadıkları halde kendilerini Allah’ın razı olduğu kulları olarak görürler. Örneğin; Allah’ın hükümlerini hırsızlık yapmamak, dedikodu yapmak, gıybet yapmamak, bir cana zarar vermemek ya da kimseyi öldürmemekten ibaret olduğunu düşünürler. Bunları yapmadıkları içinde kendilerini akıllarınca cennete layık görürler. Aslında bu bir nevi vicdanı susturma taktiğidir. Bu sayede kendilerini insanlar önünde iyi biri olarak tanıtırlar ve vicdanlarını bastırarak kendilerini rahatlatırlar. Allah bu insanlar davranışı hakkında bir ayette şöyle buyurur:

“Kendilerini (övgüyle) temize çıkaranları görmedin mi? Hayır; Allah, dilediğini temizleyip yüceltir. Onlar, ‘bir hurma çekirdeğindeki iplikçik kadar’ bile haksızlığa uğratılmazlar.” (Nisa Suresi, 49)

Bu kişiler, ahiretin varlığına kesin olarak kanıt getiremediklerinden ve dini bilgilerinin eksikliğinden cennet ve cehennem kavramlarını da yüzeysel olarak bilirler. Bu kişilere göre insan, günahı oranında cehennemde kalır ve günahları bitince cennete kavuşur. Yani cehennemin bitmeyen ateşli azabını, psikolojik baskı ortamını ve  “Bütün zamanlar boyunca içinde kalacaklardır.” (Ne’be Suresi, 23) ayetiyle de bildirildiği gibi sonsuz oluşunu idrak edemezler. Dahası cehennem ateşi ve ortamı, insan aklının kavrayamayacağı şiddettedir. Aslında bu gerçeği onlarda bilmektedirler, ancak vicdanlarını sesini duymazdan gelip, türlü bahanelerle örtmektedirler.

Aslında kurtulmak için ürettikleri bahaneler kendilerini sıkıntılı bir hayata sürükler. Bir türlü rahata erişemezler. Dünyadaki bu durumlarının ahirette karşılığı ise sonsuz cehennem ateşidir. Allah’ın Kuran’da bildirdiği hükümleri uygulayan ve O’nun rızasını kazanmış olan insanların ahirette karşılaşacakları durum ise, hem Allah’ın dostluğu hem de cennet hayatıdır.

“Ey iman edenler, Allah’a kesin (nasuh) bir tevbe ile tevbe edin. Olabilir ki, Allah sizin kötülüklerinizi örter ve altından ırmaklar akan cennetlere sokar...” (Tahrim Suresi, 8)


Allah, çocukluk döneminin bitmesiyle birlikte kavrayabilme yeteneğine sahip olan tüm insanları, Kuran’da bildirdiği hükümleri yerine getirmekle yükümlü tutmuştur. Dolayısıyla zorunlu kılınan bu hükümleri ertelemek ya da yerine getirmemek için bahaneler üretmek insanlara fayda getirmez. Bu nedenle insanlar dünya hayatının geçiciliğini asla unutmamalı ve ahiret hayatının kazancına yönelmelidirler.

“Kadınlara, oğullara, kantar kantar yığılmış altın ve gümüşe, salma güzel atlara, hayvanlara ve ekinlere duyulan tutkulu şehvet insanlara 'süslü ve çekici' kılındı. Bunlar, dünya hayatının metaıdır. Asıl varılacak güzel yer Allah katında olandır.’’ (Al-i İmran Suresi, 14)

Merve Bulut

Bu makale 491 defa gösterildi.


Piyasalar
Hava Durumu
İletişim
Doğu Mah. Lale Sk. N.:25 Kat:4 PENDİK/İSTANBUL
Tel. 0216 4912882
Fax. 0216 491 7113

gazeteduyuru@gmail.com
NewsMaster v1.0 - Küresel Yazılım