01 Haziran 2011
YARANAMAZSIN
Genlerimizden olsa gerek; Yıllardır,”Bizdendir” deyip nicelerini küstürmüşüzdür. En kötü anımızda yanımızda olan, arkamızı rahatça dönebileceğimiz aynı dünya görüşünü paylaştığımız nice dostları ve dava arkadaşlarımızı farkında olarak yada olmayarak yakınlarımızdan uzaklaştırmışızdır.
Böyle örnekler eminim ki hepimizin hayatında bir şekilde yeralmıştır.
Her ne şekilde hayatımızda yer almışsa da iyi örnekler olduğu söylenemez.
Ahde vefalı olanlar, ahde vefayı şiar edinenler, bu dünya hayatında hep başarılı olmuş, hayırla yadedilmiştir.
Buna en güzel ve doğru örnek olarak başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı gösterebiliriz. Sayın Erdoğan, yola çıktığı dava arkadaşlarıyla MSP döneminden buyana beraber yürümektedir. Hata yapmayan, çalışan, fedekarlığın azamisini icra eden arkadaşlarıyla yollarını ayırmayı aklından bile geçirmemiştir.
Onlara her fırsatta sahip çıkmış, kol kanat germiş ve ülkenin en önemli makamlarını gözü kapalı olarak teslim etmiştir.
O’nun için AK Parti bugün başarılı olmaktadır. O’nun için Recep Tayyip Erdoğan bir dünya lideri olmuştur. O’nun için Recep Tayyip Erdoğan çok sevilmektedir. O’nun için Recep Tayyip Erdoğan dualar almaktadır.
Sadece Türkiye’de değil dünyada söz sahibi, en etkili liderlerinden, siyasi parti genel başkanlarından birisi olmuştur.
Tayyip Erdoğan hep doğruları mı yapmıştır? Elbetteki hayır. Hataları da olmuştur. Bu hataları da AK Parti’nin ilk yıllarında yapmıştır. Erkenden dönmesini de bilmiştir. Bu hatalardan dönmesinde uyarılar ve eleştirilerin önemli etkisi olmuştur.
O zaman Yenişafak’ta yazan Taha KIVANÇ’ın yazılarını ilgiyle takip ediyordumum. Yazılarının bir tanesinde Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştiriyordu.
Mitinglere Medyanın Amiral Gemisi’nin Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul ÖZKÖK ve Fatih ALTAYLI’yı götürüyordu. Her iki isimle de başbakan’ın diyaloğu oldukça iyiydi. Bu durum Taha KIVANÇ’ı üzüyor ve içerlemesine sebep oluyordu.
Taha KIVANÇ’ta konuyla ilgili olarak okuyucusuyla dertleşiyor, Başbakana gönül koyuyordu.
Şöyle diyordu KIVANÇ; “ Herkes beni AK Parti’ye başbakana çok yakın biliyor. Başbakanla kankalık derecesinde yakın olduğumu söylüyorlar. Böyle düşünenler yanılıyor. AK Parti iktidara geleli 2.5 yıl oldu. (2004 seçimleri öncesi) Başbakanla toplantılar hariç bir kez bile görüşmem olmadı. Kendisiyle seçim gezilerine de gitmedim. Gitmedim derken beni çağırmadığı, davet etmediği için gitmedim. Her fırsatta yanında Ertuğrul ÖZKÖK ve Fatih ALTAYLI oluyor. Onlarla gitmeyi tercih ediyor başbakan.” Diyordu.
Devamında da Erdoğan’ı uyarıyor, “ Bu adamların zihniyeti bellidir. Onlara ne kadar yakınlık göstersen de yine bildiğini okurlar. En küçük bir şekilde menfaatlerine dokunulduğunda silahı çekerler. Bu adamların ne isteklerinin, ne de beklentilerinin sonu yoktur. Bunlara yaranacağım diye farkında olmadan sana yakın olan, her fırsatta destekleyen, aynı dünya görüşünü paylaştığın gazetecileri küstüreceksin.”
Gerçekten de sayın Taha KIVANÇ’ın öngörüleri doğru çıkıyordu. Patronu adına hükümetten taviz koparmaya çalışan amiral gemisinin genel yayın yönetmeni istekleri Kabul görmeyince, silahı çekiyor. “411 el kaosa kalktı.”, “Laiklik elden gidiyor.” Manşetlerini atıyordu. “Ordu göreve” diyen Ergenekoncularla samimiyeti zirve yaptırarak AK Parti’ye karşı saldırıya geçiyordu. Muhalefetin en şiddetlisi amiral gemisinin sütunlarında fazlaıyla yer buluyordu.
Fatih ALTAYLI’nın genel yayın yönetmenliğini yaptığı Haber Türk Gazetesi’nin yayın politikası farklı mı. AK Parti’ye saldırdıkça saldırıyor.
Taha KIVANÇ, bir başka yazısında ise, “ AK Parti muktedir olmak isyorsa kendi medyasını oluşturmalı.” Diyordu. Sonrada gerekçelerini ortaya koyuyor, dünyadaki örnekleriyle kıyaslıyordu. Medya desteği olmadan hiç bir hükümetin iktidar olamayacağını haklı olarak beyan ediyordu.
Sayın KIVANÇ’ın bu görüşü de doğru çıktı. Bu gün medya desteği olmasaydı AK Parti’nin hükümette kalması çok zordu.
Ergenekon sürecinde medyanın verdiği desteği hatırlamanızı istiyorum.
Bu gün hükümeti destekleyen medyanın gücü, karşı görüşteki medyanın gücüne oldukça yaklaştı.Hiç bir şey kapalı kapılar ardında kalmıyor, her saldıraya saldırıyla karşılık verilebiliyor.
Zaman, Yenişafak, Star, Vakit, Bugün, Sabah, Taraf ve Türkiye Gazeteleri Hükümeti ve projelerini sürekli destekleyen yayınlar yapıyorlar.
Zaman zaman bu gazeteleri ziyaret ediyoruz. Matbaalarına gidiyor ve işlerinin yoğunluğuna şahit oluyoruz. Ekonomik anlamda rahatladıklarının haberlerini alıyoruz yaygın medyadaki dostlarımızdan.
Sayın Başbakan ve AK Parti Genel Merkezi’nin medyaya bakışı böyle iken, bazı yerel teşkilatlar, tam aksi bir anlayış içerisindeler.
Yerel teşkilat, genel merkeziyle ters düşer mi?
Pendik’te ters düşüyor.
Genel başkanının siyasetini izlemeyi başaramıyor.
Yazımızın başında ahde vefadan örnek vermiştik.
Ahde vefa gösterenlerin nasıl yükseldiğinden ve dünya lideri olduğundan bahsetmiştik.
Ahde vefa göstermeyen, dostlarına ve en yakınındakilere sırtını dönenlerin yarın nerelerde olacağını kestirmek güç olmasa gerekir.
VEFA, yalnızca İstanbul'da bir semt ismi olarak hatırlanmamalı.
Yaşar Şimşek
Bu makale
548
defa gösterildi.