27 Nisan 2011
TÜRKİYENİN KIRSAL KALKINMA STRATEJİSİ VE TARIM POLİTİKASI
Tarım insanların beslenmesi için vazgeçilemez bir yatırım ve üretim alanıdır. Onun için endüstride çok ilerlemiş zengin ülkeler kazançlarının çok az bir kısmıyla tarımsal kökenli ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri halde, tarıma devletten kaynak aktarıp kendi ülkelerinde tarımın devam etmesini sağlamaktadırlar. Aslında bu sübvansiyonlar olmasa ileri endüstri ülkeleri olan Avrupa, Amerika ve Japonya’nın tarım ürünlerindeki rekabette yerleri olması düşünülemezdi. Tarım çok yoğun emek gerektiren bir alandır ve emeğin ucuz olduğu yerlerde varlığını sürdürebilir. Tarımsal rekabette ikinci önemli faktör burada kullanılan teknoloji ve dolaysıyla üretim maliyeti ve kalitedir. Ülkemizin tarım politikasına baktığımızda uzun yıllardır değişik konularda teşvikler verilmesine rağmen halen maalesef ülkemiz tarımda ileri bir ülke seviyesine çıkamamıştır. Türkiye gibi geniş topraklara ve nüfusa sahip bir ülke çok daha fazlasını yapmalı ve yapmak zorundadır. Peki, bu küreselleşen Dünyada bu nasıl sağlanır? Her şeyden önce köylerimizdeki küçük üreticiler çok değişik ve her birinden az miktarda ürün üretmektedirler. Bu ürünler ekonomik büyüklükteki tesislerde üretilmediğinden, üreticilerin bu konuda eğitimleri olmadığından ve küçük üretimlerin pazarlanmasının zor olmasından dolayı Dünyada Türk tarım ürünleri ciddi bir rekabet oluşturamamaktır. Bunun sonucu olarak ülkemizde çok geniş tarım alanları ekilmeden boş beklemekte, hayvancılıktaki muazzam imkânlar gereğince değerlendirilememektedir. Kendim de küçük bir köyden geldiğimden ve yoksul bir köylü çocuğu olarak büyüdüğümden bu konulara oldum olası kafa yormuşumdur. Tarım nasıl kalkınmanın motoru yapılabilir, tarım ve tarımsal sanayi nasıl geliştirilebilir? İşte bu konudaki düşüncelerimi siz değerli okuyucularımla paylaşmak istiyorum. Öncelikle Tüm Türkiye tarla sınırlarının olmadığı çok büyük bir çiftlik gibi düşünüp ona göre ekim ve üretim alanlarının planlanması gerekmektedir. Her ilde bir Tarım Holding kurulmalıdır. Bu holdingler o ildeki tüm ekim, üretim ve hayvan üretimden sorumlu olmalıdır. Bunlar özel sektörün oluşturduğu ticari kurumlar olmalı, fakat devlet tarafından desteklenmelidir. Bu holdingler çalışacakları ilin toptan planlanmasını yapmalılar, tarlası olanlara o arazinin bilirkişi tarafından belirlenen değeri üzerinden bir puan vermeli ve böylece o ilde bu holdinge girecek tüm arazi sahipleri sahip oldukları arazinin değerine göre bir holding hissesine sahip olmalılardır. Holding tüm araziyi araştırarak nerde neyin ekileceğini, nerelerde hayvancılık yapılacağını karar vermeli, ücretli işçi olarak o bölgedeki köylüleri çalıştırmalıdır. Kurulacak işletmeler optimal büyüklükte yapılacağından verimlilik artacaktır. Tarlalar bölünmeyeceğinden işlenmesi kolaylaşacaktır. Örneğin bir ilin belki 50-60 köyüne, tarla sınırları olmadan o bölgeye özgü tek bir ürün ekilecek, belirli bölgelerde büyük hayvan çiftlikleri kurulacak, işletmeler büyük olduğundan bunlardan biyogaz, gübre üretimi, yada peynir üretimi gibi entegre tesisler kurulabilecektir. Aksi takdirde köylerin nüfusu aşırı yaşlandığından ve nüfusları çok azaldığından yakında nerdeyse köylerdeki tarımsal üretim durma noktasına gelecektir. Bilimsel düşündüğümüzde her problemin bir çözümü vardır. Yeter ki çözümler zorlama değil liberal bir ekonomi içinde, arz talep dengesine göre bulunan çözümler olsun. Şehirlerdeki tarım holdingleri çok sayıda ziraat mühendisi, veteriner ve orman mühendisleri çalıştıracak, köylerde yaşlanmış nüfusun da çalışabileceği iş alanları yaratacak, en önemlisi de Türkiye’nin tarım ürünleri bir standardizasyon kazanacaktır. Bunlar yapıldığında Türkiye’de üretilen tarımsal ürünlerle Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkasya’nın tüm ihtiyacı karşılanabilir. Önümüzde çözüm bekleyen çok büyük bir problem gibi duran tarım aslında Ülkemiz insanını Avrupa hayat standardına ulaştıracak bir potansiyeli içinde barındırmaktadır. Yeter ki biz buna kafa yoralım ve köylümüzle okumuşlarımızla ve siyasetçilerimizle ortak bilimsel çözüm ariyalım.
Prof. Dr. İsmail Peker
Bu makale
412
defa gösterildi.