14 Mart 2011
İNSANLAR ARASINDA SEVGİ NEDEN YOK OLDU?
Bir gün Allah’a hesap vereceği gerçeğini unutarak yaşayan insanlar, çevresine çıkarları doğrultusunda iyi davranır, sevgi duyar veya dost olur. Oysa Allah insanlara, Kendisinin bir tecellisi oldukları için iyi davranılmasını, merhamet edilmesini emretmiştir. Allah Kuran’da samimi insanların güzel ahlaklarını şu şekilde bildirir:
Dini yükümlülüklerin uygulanmadığı yerlerde kişilerin ahlaki yönden güzelleşme istekleri yoktur. Çünkü bu konunun kendilerine bir çıkar sağlamayacağı görüşündedirler. Hatta bu kişiler güzel ahlakta bulunan üstün nitelikli insanları “saf’’ olarak değerlendirirler. Oysa bu, onların çarpık bir anlayışa sahip olduklarını gösterir.
Din dışı hükümler ahlaki dejenerasyona yol açar. Bu dejenerasyon sayesinde artık kişinin kişiye sevgi, saygı duyması için herhangi bir neden kalmaz. Zengin fakir arasında yardımlaşma yerine anlamsız bir adaletsizlik, sakat veya hasta insanlara karşı merhamet, koruyup kollama yerine kızgınlık oluşur. Aile ve iş hayatında kişiler arasında kavgalar oluşur, insanlar kendisinden farklı bir görüşe sahip kişilere karşı saldırganlaşırlar. Sonuç olarak ise sosyal anarşi oluşur. Allah’ın emrettiği fedakarlık, sevgi, dayanışma, merhamet, bağışlama ortadan kalkar.
Dinsizliğin tahribatlarıyla her yerde karşılaşabiliriz. Hastanelerde acil olan insanlara öncelik verilmeyerek uzun süre sıralarda bekletilmeleri, bir işletme sahibinin insanların sağlığını düşünmeyerek, sağlıksız ortamlarda üretim yapması, bir meslek dalında ehil olan değil torpilli kişilerin çalıştırılması ahlaki dejenerasyonun sadece birkaç örneğidir. Yani kimse kimsenin sağlığı mutluluğu ve rahatıyla ilgilenmez, herkes kendi rahatına öncelik verir. Bir mazluma zarar dokunduğunda endişelenmez, ahlaksız bir hareketle karşılaştığında engel olmaz.
Dinsizliğin yaşandığı toplumlarda sevgi de çıkarlar doğrultusundadır. Bu gerçek, menfaate dayalı ilişkiler kuran kişiler tarafından da çok iyi bilinmektedir. Aslında bunun bir sevgisizlik olduğunu da bilmektedirler. Bu anlayışa sahip kişiler açıkça sevgi adı altında hem kendilerini hem de karşılarındakileri aldatırlar. Bu kişiler, bir hastalık geçirdiğinde ya da maddi imkanlarını kaybettiğinde arkadaşlarının kendisini yapayalnız bırakacağı korkusuyla yaşarlar. Bu nedenle Allah sevgisinin ve korkusunun olmadığı toplumlar aradıkları sevgiyi ve mutluluğu hiçbir zaman yaşayamazlar. Allah, ancak iman eden kullarının gerçek sevgiye sahip olabileceğini şöyle bildirmiştir:
“İman edenler ve salih amellerde bulunanlar ise, Rahman (olan Allah), onlar için bir sevgi kılacaktır.’’ (Meryem Suresi, 96)
Rabbimiz’i çok seven ve O’ndan çok korkan, her yerde sanatını takdir eden, verdiği nimetlerinden zevk alan müminlerin insanlara karşı duyduğu sevgi, Allah’a bağlılıklarından ve O’na sonsuz sevgilerinden kaynaklanmaktadır. Müminlerin sevgisinde ne azalma ne de sınırlama vardır. Ayrıca diğer mümin kardeşlerinin kendisine olan sevgilerinden de kuşku duymazlar. Çünkü onların da Allah’ı çok sevdiklerini ve sevgilerinin de Allah sevgisinden kaynaklandığını bilirler.
“Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzenizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar.” (Al-i İmran Suresi, 103)
Merve Bulut
Bu makale
385
defa gösterildi.