22 Mayıs 2012, Salı
Duyuru Gazetesi - Haftalık, bağımsız, siyasi gazete - Pendik

Makale
16 Şubat 2011

DERDİMİZİ ANLATABİLİYOR MUYUZ ?

Yener Çaycı



  Sözünü bilen kişinin,  yüzünü ak ede bir söz;  
  Sözünü  pişir diyenin, işini sağ ede bir söz.

  Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı;
  Söz ola ağulu aşı, bal ile yağ ede bir söz.


  Kişi bile söz demini, demeye sözün kemini;
  Bu cihan cehennemini, düzelte bir güzel söz. 
                                              
     Yukarıda verdiğim şiir, gönül ehli ve gönül dilinin en büyük ustalarından Yunus Emre’ye ait. Bu şiir eğitim veren bütün kurumlarda (okul, camii, kurs, dershane vb.) başlı başına bir ders olarak okutulmalı. Daha da ötesi kamuda görev yapan bütün personel bu şiiri ve anlamını ezbere bilmeli.

     Başımızı  çevirip çevremize baktığımızda mutsuz, umutsuz, asık suratlı  ve kavga için bahane arayan insanların hiçte az olmadığını görüyoruz. Bu insanlarla bir şekilde etkileşim içerisindeyiz. Dolayısıyla kelimeleri, cümleleri çok özenli seçmek zorunda kaldığımız durumlar olabiliyor. Bir kelime, bir cümle yüzünden sınavı kaybedebiliyoruz, kavga ediyoruz veya çok mutlu olabiliyoruz.

     Aslında derdimizi anlatabilmek, karşımızdakini anlayabilmek, iletişim dediğimiz ve çağımızda; insan bedeninden, bilgisayara, her türlü basın, yayın ve bütün iletişim araçlarına (telefon, mektup, telgraf, internet) kadar her şeyi kapsayan, hayatın her evresinde bulunan bir olayı ve olguyu kapsamaktadır.

     Hani, suç altından yapılmış bir örtü olsa; kimse onu üzerine almaz, mealinde bir söz vardır. Bazen meramımızı anlatmak isteriz, anlatamayız. Çoğu zaman anlaşmazlıklarımızda karşı tarafı suçlarız. Kendimizce doğru ya da yanlış çeşitli bahaneler de buluruz. karşımızdakinin ya kafası çalışmıyordur, ya da işine gelmediği için anlamak istemiyordur, gibi.  Hatta az mı duyuyoruz duyuyoruz koca koca devlet adamlarından “yanlış anlaşıldım, ben öyle demek istememiştim, sözümü çarpıtıyorlar, anlatamadım galiba, ...” vb.

     Şimdilerin en büyük hastalıklarından birisi de herkesin kendisini her zaman haklı görmesi. Derdimiz problemi çözmekse: karşımızdakini bastırarak; yağ gibi suyun üstüne çıkmak yerine, kendimizi her zaman karşı tarafın yerine koymalıyız. Yani şimdilerin moda deyimiyle empati yapmalıyız. Acaba, ben söylemek istediğim şeyi doğru olarak anlatabildim mi? Karşımdaki benim kastettiğim şeyi, kastettiğim şekilde anladı mı? Ben olsaydım nasıl anlardım? Diye düşünmemiz gerekmektedir. Ayrıca; ferdiyetçiliğin getirdiği “bu sizin probleminiz beni ilgilendirmez” hastalığından da kurtulmamız gerekiyor. Çünkü bu problem bir gün bizim karşımıza daha farklı ve can alıcı bir şekilde çıkabiliyor. Yani birlikte yaşadığımız her insanın problemi (özel alanlar hariç) aynı zamanda bizim problemimiz olmalı ve bunun çözümü için birlikte kafa yormalıyız.

      Efendim yazımın başında Yunus Emre’den giriş  yaptım, sonunu da Kutadgu Bilig ile bağlayalım. Saygılarımla.

  Kötü söz duyanları hep düşman eder,
  Ederse insanı söz sultan eder;

  Ne yumruktan ne kılıçtan iz kalır,
  İnsan ölür arkasından söz kalır.

Yener Çaycı

Bu makale 396 defa gösterildi.


Yorumlar
Piyasalar
Hava Durumu
İletişim
Doğu Mah. Lale Sk. N.:25 Kat:4 PENDİK/İSTANBUL
Tel. 0216 4912882
Fax. 0216 491 7113

gazeteduyuru@gmail.com
NewsMaster v1.0 - Küresel Yazılım