24 Nisan 2009
BİR KIZ KULESİ MASALI !.....
İstanbul’un Anadolu yakasından Üsküdar kıyılarına indiğinizde, Harem ile Şemşipaşa Ordu evi arasında ki deniz üzerinde ki tarihi kız Kulesi mutlaka bir çoklarınızın ilgisini çekmiştir. Boğaz’ın serin suları üzerinde yüz yıllardır ışıklarını yakarak gelip geçen her türlü deniz vasıtasına 24 saat yol gösteren bu kulenin elbette yüz yıllar içinde kendine özgü bir çok hikayeleri vardır. İşte bu gün sizlere bu kulede yaşanmış bir hikayeyi bizzat yaşayan bugün 79 yaşında ki kızımız JALE’nin anlattıklarından yola çıkarak sizlere “BİR KIZ KULESİ MASALINI “anlatmak istiyorum.
Kız Kulesinde görevli Trabzonlu Mehmet Küçünmehmetoğlu 1921 yılında Selanik’li Nevber Hanımla evlenir ve Mehmet bey babası ve eşiyle 1929 yılında buraya yerleşir.Elbette evliliği boyunca eşiyle birlikte bütün hayatı bu Kız Kulesinde geçer. İhtiyaçları için bindiği kayığı ile kıyıya kadar giderek haftada bir gün bu ihtiyaçlarını gidermeye çalışır. Eşi hep Kız Kulesindedir. Fırtınalı ve lodoslu havalarda kız kulesinin kapısını dahi aralamak mümkün değildir. İşte bu yaşantı içinde 1930 yıllarında bir kız çocukları dünyaya gelir. Bu çocuğun dünyaya gelmesiyle kız Kulesinde ki yaşam tamamen duvarlar arasına kilitlenir. Güzel havalarda kulenin bahçesine çıkarılan çocuk ,denize düşer korkusuyla etrafa yapılan korkuluklar arasında beş on dakikasını geçirir ve tekrar kulenin içine alınır. Bu hayat tam on dört yıl sürer. Kızımız dört yaşına gelmiştir ve kulede babanın verdiği okuma eğitimiyle okuma ve yazmayı öğrenmiştir, bütün dünyası kulenin pencerelerinden izlediği denizdir. Gidip gelen deniz vasıtaları ve şiddetli dalgalar onun şarkı söyleyen gözdeleri olmuştur.
Dört yılın sonunda baba ağır bir hastalığa yakalanır.Artık dışarıya taşınma zamanı gelmiştir.Kasımpaşa’da ki bir evde baba gözlerini hayata kaparken dört yaşında ki kıza ve annesine Yeşilköy’de yaşayan varlıklı akrabaları sahip çıkar Evin kızı gibi büyütülür 1951 yılında Mustafa Özcilengir ile evlenir ve 49 yıl evli kalır. kızımız Jale 75 yıl sonra yeniden Kız Kulesine yeniden ziyaret maksadıyla döndüğünde dört yaşında ki kız kulesi yaşantılarını hatırlamaya çalışır. Çünkü Jale kızımızın Kulede doğması ve dört yaşına kadar burada yalnız boğaz sularının çırpıntılarını duyarak yaşaması bir mucize olarak kabul edilmelidir.Zira yüz yıllar içinde devam edip gelen Kız Kulesinde bir doğum olayı tek bu hikayede yaşanmıştır.
Kendisine yeni bir hayat kuran varlklı akrabalarıyla ,okur tahsilini tamamlar ve bu gün 79 yaşında işte bu satırların yazarı olarak karşımızda canlı bir tarihin tanığı olarak mazide yaşananları bize duyurmaya çalışır.
Üsküdar Belediyesinin MOR SALKIM adlı dergisinin tesadüfen elime geçen yıl:3 ve Sayı:3 nolu mecmuasında rastladığım bu hikaye ,doğrusu beni çok duygulandırdı. Şuna inandım ki insan oğlu sabır yetenekleriyle kaleleri bile en kısa zamanda fetih etme yetkisine sahiptir. Bu bakımdan endişelenmeden ve telaşlanmadan hayatı ufakta olsa Kız Kulesi penceresinden izlediğiniz zaman göreceğiniz manzara size inanılması zorda olsa, güç kazandırır. Tıpkı bu hikayenin kahramanının bu gün kazandığı güç gibi….
Nejat Taşkın
Bu makale
308
defa gösterildi.