Yaratılmışlar arasında en aciz varlık insandır. Evrende ve kendi bedeninde onun hiçbir müdahalesi olmadan işleyen milyonlarca sistem yaratılmıştır. Her şeyin insanın kendi kontrolünde olduğunu düşünelim: Güneşin, gezegenlerin, fotosentezin, vücudundaki sistemlerin… Bitkilerin bir gün fotosentez yapmaması durumunda yeryüzünde yaşam duracakken, insan, Rabbi karşısındaki acziyle neyi kontrol edebilir, neyi sahiplenebilir?
Oysa insan dünyaya gözünü açtığı an, gereksinim duyduğu her şey kendisine hazır olarak sunulur. Her şey annesinin sütü dahi korunmaya muhtaç bu minik canlının doğduğu andaki yaşam koşullarına uygun olarak hazırdır.
Eğer yeryüzündeki ağaçların tümü kalem ve deniz de -onun ardından yedi deniz daha eklenerek- (mürekkep) olsa, yine de Allah'ın kelimeleri (yazmakla) tükenmez. Şüphesiz Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Lokman Suresi, 27)
Allah, insanlar için bir imtihan ortamı olarak yarattığı dünya hayatında, onlar için sayılamayacak kadar fazla nimet de lütfeder. İhtiyaç duyacağı veya seveceği, haz alacağı tüm koşulları daha insanı var etmeden önce onlar için hazırlar. Tüm evren, yeryüzündeki tüm nimetler içeriğindeki her detayla insanın yaşam koşullarına uygun olarak yaratılmıştır. Soluyacağı hava, gökyüzündeki birbirinden güzel kuşlar, sayısız çeşit ve güzellikteki bitkiler, ruhu etkileyen estetik çiçekler, eşsiz nimetler, sevdiği insanlar, yüreğini coşturan güzel ve sevimli canlılar, kusursuz dengeler, mucizevi sistemler ve daha pek çok detayı Allah kulları için yaratmıştır. Daha kendisi bile habersizken bunların tümünün bahşedildiği insan ise bunlara sahip olmak için hiçbir çaba harcamamıştır. Muhteşem bir denge ve düzen emrindedir.
Rabb’ini kesin bir bilgi ile tanıyan, O'nun kuşatıcı rahmetini görebilen, sevdiği ve beğendiği herşeyin O'nun katından bir nimet olarak kendisine sunulduğunun bilincinde olan insan ise Allah aşkını doruğunda yaşar. Kalbi sadece Rabb’ini anarak tatmin bulan samimi insan Allah dışında kimsenin hoşnutluğunu amaçlamaz ve Allah'tan başka kimseden yardım ummaz.
Allah sevgisiyle bakarak her şeyde Rabb’inin tecellisini, sanatını görebilenlerin aksine, Allah’tan uzak yaşayan insanlar imanın içerdiği güzellikleri göremezler. İmanı sevmek ve imanın verdiği coşkuyla maddi/manevi tüm güzelliklerden haz almak, inkarı ise çirkin görmek dahi Allah'ın lütfuyla kavuşulan bir nimettir. Allah’ın imanı kalplerde süsleyip çekici kıldığı Ku’an’da “…Ancak Allah size imanı sevdirdi, onu kalplerinizde süsleyip-çekici kıldı ve size inkârı, fıskı ve isyanı çirkin gösterdi. İşte onlar, doğru yolu bulmuş (irşad) olanlardır.”(Hucurat Suresi, 7) ayetiyle haber verilir.
Hatta “…insanların karanlıktan nura, O güçlü ve övgüye layık olanın yoluna çıkman için…” bir de kitap indirmiştir Allah. İnsanın ihtiyacı olan her konuyu içinde bulduğu, doğruyu yanlıştan ayıran, hangi davranışların Allah’ın hoşnutluğuna uygun olacağının tarif edildiği, hikmetle dolu, yol gösterici bir kitap; Kur’an…
Allah’a yönelmiş kul, yaşamını, sonsuz aklı ve sanatıyla en güzel detayları yaratmış, sevilmeye, yüceltilmeye, güvenilmeye, gerçek dost edinmeye tek layık olan Rabbi’nin rızasına uygun olarak şekillendirecektir. O’nun kendisi için hep hayır olanı dilediğini bilen insanın, tek vekili de Allah’tır. Sürekli güzellikler yaratan Allah’tan başka, insanın vekil edinebileceği dost yoktur. Yalnızca Kendisine sığınılan, yarattıklarını nimetlendiren, sonsuz şefkatiyle çepeçevre sarıp kuşatan yine Allah’tır.
Allah en çok sevdiklerine çok sayıda detay gösterir. Çünkü en çok onun Kendisini sevmesini ve kendisinden korkmasını ister. İnsanda her hücre sevgiye göre yaratılmıştır. İnsanda Allah sevgisi yoksa, bu her hareketine yansır.
Akıl ve hikmet gözüyle bakabilen bir insan, bir tavuşkuşunun desenlerinde gördüğü sanat karşısında Allah'ın üstün ilmine daha yakından tanık olur. Allah, yarattığı tüm canlılara güzelliklerini yerleştirir ve varlığının delillerini insanlara gösterir.Yakından bakılan her şey, detaylardaki güzellikler Allah’a ‘yakinliğimizi artırır.
“…Bu dünyada güzel davranışlarda bulunanlara güzellik vardır; ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Takva sahiplerinin yurdu ne güzeldir. (Nahl Suresi, 30)
O, merhamet eden, verdiği nimetleri iyi kullananlara daha büyük ve ebedi nimetler vermek suretiyle mükafatlandıran, ezelde bütün yaratılmışlar hakkında hayır, rahmet ve irade buyuran, sevdiğini sevmediğini ayırt etmeyerek sayısız nimetlere kavuşturandır. O Rahman’dır; Rahim’dir.