22 Mayıs 2012, Salı
Duyuru Gazetesi - Haftalık, bağımsız, siyasi gazete - Pendik

Makale
01 Aralık 2010

BANA İNSAN OLMAYI ÖĞRET ÖĞRETMENİM

Yener Çaycı

  Çevremizde gördüğümüz her olumlu şeyin arkasında %100 öğretmenin katkısı vardır. Ve yine çevremizde gördüğümüz her olumsuz şeyin arkasında %70 oranında öğretmenin ilgisizliği vardır. Bir toplumun temel taşı öğretmendir, dolayısıyla eğitimdir. Günümüz toplumunun her ferdinde, öğretmenin mutlaka olumlu veya olumsuz bir izi kalmıştır.

     Eğitmek, okutmak o kadar kolay bir şey değildir. Okumak; sadece okuma ve yazmayı  öğrenmekte değildir. Öyle ise okumak nedir? Kutsal kitabımızda

“Oku! Yaradan rabbinin adıyla oku … Kalemle öğreten, insana bilmediğini öğreten O’ dur. " Derken herhalde okuma yazma faaliyetinin çok ötesinde ve  akıl sahipleri için farklı ve derin anlamlar ifade ediyordu bu ayetler. Böyle olmasa idi o zamanlar okuma ve yazma bilen birisi “Ebu Cehl” olarak nitelendirilmezdi.

     Öyle ise nedir bu okumanın hikmeti? Elbette ki öncelikle insanın kendisini tanıması, çevresini tanıması ve “yaradanını” tanımasıdır.

“ilim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsen, ya nice okumaktır.” Der, Yunus Emre.

Kainatın bütün sırları insanda kodlanmıştır. İnsan kendi sırlarını çözdükçe niçin yaratıldığını da daha iyi anlamaktadır.

     Bu manada öğretmenlik çok daha derin manalar içermektedir. O kadar ki öğretmenlik işi Cenab-ı Allah ile başlar. “Allah Adem’e isimleri öğretti.” Öğretmenlik belki de kutsiyetini buradan alır. Dahası Allah’ın göndermiş olduğu her peygamber bir öğretmendir. Bu manada önem taşıyan asıl mesele neyi, niçin okuyacağız ve öğreneceğiz sorusudur.

     Doğrusu teknik anlamda ülkemizde çok iyi meslek erbabı yetiştirilebiliyor. İşini çok iyi bilen doktorlarımız, hakimlerimiz, mühendislerimiz, müteahhitlerimiz kısaca her iş kolunda işini gerektiği gibi bilen çokiyi yetişmiş insanlar var. Ancak sıkıntımız teknik manada bunların yetişmesi değil, bunların neyi, niçin yaptığının farkında olması ve olmamasıdır.

     Doktor, Türkiye’de olduğu gibi kılık ve kıyafetinden dolayı veya parası yok diye yanında acı ve ıstıraptan kıvranan hatta ölecek durumda olan hastasına bakmıyorsa, öğretmen okuluna gelmiş öğrencisini kılık kıyafet ya da ideolojik sebeplerden dolayı sınıfından dışarı çıkarabiliyorsa, müteahhit binaları olması gerektiği gibi değil de çürük bir şekilde yapıyorsa, hakim adamına göre veya rüşvetle karar veriyorsa, bir kısım insanlar ideolojik gerekçelerle mesleklerinden atılıyorlarsa o ülkenin eğitiminde ve öğretiminde dolayısıyla geleceği ile ilgili çok büyük problemler vardır.

     Bu problemlerin her birinin bir bahanesi ortaya konulabilir. Kanunlar, mahkeme kararları, mevcut konjonktör, ideolojik durum vb. Şu gösterilebilir, bu gösterilebilir. Bahane ne olursa olsun hiçbir bahane insanın mutsuzluğundan daha önemli değildir. Eğer ortaya konan kanunlar, kararlar insanları mutsuz ediyorsa, olmaz olsun. Kanunlar insanların huzuru ve güvenliği için yapılır. Mevcut kanunlar birileri tarafından bırakın toplumun çoğunluğunu bir ferdini dahi haksız yere mutsuz etmek için kullanılıyorsa ve buna müsaade ediliyorsa, o ülkenin geleceğinin çokta parlak olacağını aklı başında olan hiç kimse söyleyemez.

     Ve iş yine öğretmenimize düşmektedir. Öğretmenim; her şeye ve her türlü olumsuzluğa rağmen çocuklarımızı insani özelliklerle donat, insanı tanımayı ve insan olmayı öğret. Çünkü bu millet sıkıntılarından ve problemlerinden  kurtulacaksa, sizin sayenizde kurtulacaktır.

     Geçtiğimiz hafta Öğretmenler Günü kutlamaları yapıldı. Her zamanki gibi hamasi nutuklar atıldı, maddi ve manevi anlamda herhangi bir çözüm ortaya konmadı. Benim üzüldüğüm öğretmenler gününde bile öğretmenlerin huzursuz olmasıydı. O kadar ki İstanbul’da bazı ilçelerde öğretmenler öğrenci gibi dakikalarca yürütülmüş, bazı makam ve mevki sahiplerini ziyaret etmeleri için zorlanmış. Oysaki gün öğretmenlerin günü birileri bu günü kutlayacaksa öğretmenlerin bu kişilerin ayağına gitmesi gerekmez, gidilecekse öğretmenin ayağına gidilir, diye düşünüyorum. Saygılarımla.

Yener Çaycı

Bu makale 440 defa gösterildi.


Yorumlar

Ali Akkuş
10.12.2010 22:29

Öğretmenlikte diğer mesleklerden farklı değil aslında, düzgün yapılan her iş kutsaldır. Bizde öğretmenliğe bu denli kutsiyet verilmesi rejim taşıyıcısı olmasından kaynaklanıyor. Yani kimse kusura bakmasın OECD Pısa'da sonuncu olan bir ülkenin öğretmenleri gururlanmaktan ziyade, başlarını kaldırıp durumlarını bir gözden geçirmelidir. Bir Koreli öğrencinin, Türk öğrenciden yüzde 30 daha başarılı olması, kabul edilebilir bir durum değildir.

ALİ KILIÇ
04.12.2010 21:34

Beynine ve eline sağlık.Bir zamanlar öğretmeni o ilin valisi karşılardı!Neler ne değişti!Selam ve sevgiler.

KORHAN KAÇAR
03.12.2010 16:01

Sayın Yener ÇAYCI beyefendi, güzel ve yerinde bir yazı. Ellerinize sağlık.
Piyasalar
Hava Durumu
İletişim
Doğu Mah. Lale Sk. N.:25 Kat:4 PENDİK/İSTANBUL
Tel. 0216 4912882
Fax. 0216 491 7113

gazeteduyuru@gmail.com
NewsMaster v1.0 - Küresel Yazılım