19 Ekim 2010
CHP DUYURU’YU NEDEN DAVET ETMİYOR?
Pendik’te yaklaşık 20 yıllık gazetecilik geçmişim var. Duyuru Gazetesi’nde ise 16 yılımı doldurmak üzereyim.
Gazeteciliği çok sevdiğim ve kutsal bir meslek olduğu için tercih ettim.
Güzel bir meslek gazetecilik.
İnsanlara faydalı olmak, toplumsal sorunları gündeme getirerek çözümlerine katkı sağlamak büyük bir haz veriyor bana.
Hele de güvenilir olmak.
İşte bu nokta, herşeyden önemli.
Gerek Duyuru Gazetesi’nin kurumsal yapısı, gerekse de şahsım güvenirlilik noktasında tüm kamuoyunun takdirini kazanmıştır.
Hangi görüşten olursa olsun, böylesine takdir içeren sözler defalarca şahsıma ve gazetemize iletilmiştir.
Ana muhalefet partisinin önemli isimleri bile, “Sizi sevmiyoruz ama, dürüstsünüz arkadaş.” Deme erdemliliğini çok defa göstermiştir.
Bu noktaya gelmemiz, kendiliğinden veya tesadüflerle olmamıştır elbette.
Duyuru gazetesi, basın meslek ilkelerine sözde değil özde bağlılık göstermiştir.
Gazeteciliği kişiselleştirmemiş, yalan ve iftira içerikli haberler yapmamıştır.
Gazetesini bir silah olarak hiç bir şekilde kullanmamıştır.
Özel hayatla ilgili haberlere sütunlarında yer vermeyi ahlaki bulmamıştır.
Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkündür.
Gazetemizin arşivi her dileyene açıktır.
Yayına başladığımız günden bu güne kadar olan arşivimiz her görüşten herkese açıktır.
Ancak tüm bu yapıcılığımıza rağmen ana muhalefet partisi CHP’nin Pendik ilçe örgütü bizleri basın toplantılarına davet etmemektedir. Adeta DUYURU GAZETESİ’ne akredite uygulamaktadır.
CHP’nin eski milletvekili Ali Kemal Kumkumoğlu’da basınla düzenlediği kahvaltılı toplantılara DUYURU GAZETESİ’ni çağırmamıştır.
Daha da üzücü olan, 2009 yerel seçimleri öncesinde CHP adayınında içerisinde bulunduğu bazı kişi ve bazı siyasi partiler, gazetemiz aleyhine deklarasyon yayınlamışlardır. Hazırladıkları bildiriyi elden ele dolaştırarak imzalatmışlar ve kamuoyunu yanlış bir şekilde yönlendirmişlerdir.
Kabul edilemez olan bu davranışlar ve basının haber alma özgürlüğünü kısıtlayan bu uygulamalar karşısında hiç bir gazeteci arkadaşımız, “Neden burada DUYURU GAZETESİ yok.” Dememiştir.
DUYURU Gazetesi ile ilgili daha da ileriye gidilerek, “DUYURU GAZETESİ’ne reklam vermeyin” baskısı yapılmıştır.
2009 yılına kadar reklam aldığımız bir çok kurum ve kişiden bu girişimler sayesinde reklamlarımız kesilmiş, bu arkadaşların baskıları sonuç vermiştir.
Bir defasında da almış olduğumuz reklamlar yine bu baskılar sonucu iptal ettirilmiştir.
Arif Dağlar Belediye Başkanı iken, Kartal Belediyesi’nin tüm basın toplantılarına davet edilen gazetemiz, Altınok Öz’ün başkanlığında hiç bir programa davet edilmemiştir.
Gazetemizle ilgili psikolojik savaş ve ekonomik ambargo yıllardır her ortamda artarak devam ettirilmektedir.
Bu baskılara rağmen, biz yine dürüst bir şekilde çizgimizi muhafaza ederek yayın hayatımıza devam ediyoruz.
Bunları neden mi yazdım?
Bir gazeteci dostumuz, geçtiğimiz hafta Pendik Belediye Başkanı Dr. Salih Kenan Şahin’in basın toplantısına davet edilmeyişini konu edinmiş. Yazısında Duyuru ve Sondakika Gazeteleri’ni başkanın avukatı olarak göstermiş.
Bu gazeteci kardeşimiz, CHP’nin basın toplantısında, “DUYURU Gazetesi neden yok.” diye sordu mu?
Çok merak ediyorum.
Eğer sorduysa, meslektaşının hakkını aradıysa teşekkür ediyorum.
Yok, sormayıp ilgisiz kaldıysa; adama bu ne yaman çelişki derler?
Başkasına yapılınca iyi, ama sana yapılırsa, kıyameti koparıyorsun.
Böyle devam edersen inandırıcılıktan hep uzak olur ve yalnızlaşırsın.
Benden sana dost hatırlatması.
Yaşar Şimşek
Bu makale
1.099
defa gösterildi.