31 Mart 2009
SANDIĞA GİTMEYENLERE SESLENİYORUM!...
Manşetlere bakıyorum, aşağı yukarı on milyon seçmen sandığa gitmemiş. Doğrusu bu durum çok yadırganacak bir durum. Çok önemli mazeretler dışında, keyfi olarak sandığa gitmeyenleri, doğrusu ayıplıyorum. Bir güzel Pazar günüydü secim günü. Üstelik bir ilkbahar havası hakimdi ve insanlarımız güle oynaya demokrasinin gereğini yapmak için sandık başına koşuyordu. Ama siz evde pencereden sokağı izlemeyi tercih ediyor, çay-kahve keyfi altında ahkam kesiyordunuz. Gitmiyorsunuz, bir ulvi görevi yerine getirmek için gitmiyorsunuz.
Şimdi soruyorum size; bu ülkenin samimi vatandaşı mısınız; yoksa uzaydan mı geldiniz?
On milyon insan önemli bir insan kalabalığıdır, neticeye de, haticeye de tesir eder. Hele bu ülkenin vatandaşı olarak kızgınlıklarınız bulunsa bile, “ben sandık başına gitmiyorum ve oy kullanmayacağım”; diyemezsiniz.
O zaman söz hakkınız yok, sayılır.
Bir yakınım vatandaşla konuşuyorum, diyor ki, benim oturduğum mahallede tam iki bin vatandaşın oy vermeye gitmediğini gördüm. Bu nasıl bir yapıdır. Kendini ve kentini yönetecekleri seçeceksin, mahalle muhtarından tutunuzda, İl Genel Meclisi ve Belediye Meclisi azalarını ve Belediye Başkanlarını seçeceksin ve bütün bunların güzelliğini yaşayamayıp, adam sende diyeceksin. İşte bu vatandaş olmanı gerektirmez.
Kızgınlıkların olabilir. Ama bu kızgınlıklarını yenmen için işte bu seçim bir fırsattır. Gidersin sandık başına alırsın eline mühürü basarsın kızmadığın karenin ortasına. Ama evde oturupta ahkam kesersen, o zaman söz hakkın yok sayılır ve vatandaşlık hakkını kaybetmiş olursun….
Sandıklar açıldı, oylar ortaya saçıldı ve her kesim kendi dünyasını görmeye başladı. Bu seçim atmosferinde yaşananlar bize bir çok olayın gerçek yüzünü hatırlattı. İnşallah yeterli ders alırız da bundan sonraki seçimlerde elimizi vicdanımıza götürür, aklı başımızda tercihleri yaparız. Elbette gönül arzu ettiği kesimlerin kazanmasını istiyor ama ne yazık ki, patates, soğan ve makarna ile birlikte beyaz eşyaların kol gezdiği bir ortamda elbette seçmende kararını verirken düşünüyor. Ama bakınız Tunceli ilinde dağıtılan her türlü eşya geri tepti ve kazanan taraf yine hak eden taraf oldu. Ceket dediler ve ceket asarak oy istediler ,yinede havalarını aldılar. Vatandaş uyandı artık nedeni ne olursa olsun, oyunu verirken vicdanına danışma fırsatı bulacak ve ona göre hareket edecektir.
Benim esas yazıma konu etmek istediğim o sandık başına gitmeyen vatandaşımızın ahkam kesmesidir. Bu tür vaziyetler elbette kabul edilebilir bir durum değildir. Mutlaka nedeni ağır bir durumun olmadığı zaman, sandık başına en elzem işlerinizi de bırakıp gideceksiniz ve sandıkla tanışacaksınız. On milyon rakamı küçümsenecek bir rakam değildir. Elbette arzu ettiğimiz kimseler iş başına gelsin isteriz. Ama ne yazık ki bu senin benim istememle olmuyor, bunun için madem ki iş başına gelenler sandıktan çıkarak gelmişlerdir, onlara da selamlarımızı verecek ve demokrasi gereği HOŞ GELDİNİZ diyeceğiz.
Temennimiz ülkemiz kazansın ve bir kaosa ve bölünmeye sürüklenmeden medeni bir toplum olduğunuz kanıtlasın. Kim ne derse desin, sandık başına gitmelisin ve oyunu kullanarak vatandaş olduğunu kanıtlamalısın. Eğer o, on milyon insanımız sandık başına gitmiş olsaydı çok şey değişirdi. Çünkü dikkat ederseniz bir çok ilde kazanan taraf çok az bir oy farkı ile belediye başkanı seçilmiştir.
Bütün bunlara rağmen hayırlı ve uğurlu olsun diyor ve bundan sonraki sandık başlarına koşarak gidiniz diyoruz, çünkü kazanan taraf siz olursunuz!...
Nejat Taşkın
Bu makale
319
defa gösterildi.