22 Mayıs 2012, Salı
Duyuru Gazetesi - Haftalık, bağımsız, siyasi gazete - Pendik

Makale
06 Ekim 2010

YASAKLAR

Yener Çaycı


      Ülkemizde başınızı nereye çevirirseniz bir yasakla karşılaşırsınız. İşinizi görmek için devlet dairesine gittiniz, kapının üzerinde bir yazı görevliden başkasının girmesi yasaktır. Yolda gidiyorsunuz, inşaata girmek tehlikeli ve yasaktır. Boş bir arazi görürsünüz, içeri girmek yasaktır. Araçla gidiyorsunuz, durmanız icap etti bakıyorsunuz bir levha, park etmek yasaktır. Tabi birde dükkan ve marketlerin önündeki park engelleyicilerde cabası. Velhasıl trene, gemiye, otobüse binersiniz, parka gidersiniz, kamu kuruluşlarına gidersiniz, okula gidersiniz ve hatta eve gidersiniz bir sürü yasak.

      Bu yasaklardan gına gelir. Ama çaresizsiniz, mecbur uyacaksınız, değilse bir sürü tantana kopacak. Bu yasaklar o kadar çok ki. Bir kısmı kanunen, bir kısmı örfi  yasak.

      Öyle alışmışız ki yasaklarla yaşamaya, bazen sıradan bir işi yapmak için bile izin almak zorunda kalırsınız. Bu yasaklar anamızdan doğduğumuzda başlıyor ölene kadar devam ediyor. Yanlış anlaşılmasın elbette ki bir kısım yasakların konulması gayet doğaldır ve belki de o işin doğası gereği zorunluluk arzetmektedir. Bu konuda söyleyeceğimiz herhangi bir şey yoktur. Ancak bir kısım yasaklar birilerinin keyfi için konulmuştur. Mesela başörtüsü yasağı. On yıllardır bu anlamsız yasak toplumu gerdi, böldü ve neredeyse isyan noktasına getirdi. Bunun gibi onlarca, yüzlerce keyfi yasak var.

      Ülkenin sistemi güçlüden yana bir sistem olarak oluşturulduğu için ve güçlü her zaman haklı olduğu için -askerlik yapanlar bilir, askerde bir kural vardır, haksızda olsa komutan haklıdır, bu kural gayri resmi bir kuraldır, ama resmi kurallardan daha fazla geçerlidir- Güçlü olan kurala uymayabilir. Bu konuda güçlülerin gerek esas itibari ile gerekse biçim itibari ile ve gerekse görüntü itibari ile canını sıkmamak gerekir. Aksini iddia edenler buharlaştırılır hatta yok edilebilir. Bu durum gelişmiş ve insan unsurunu en yüksek değer olarak kabul eden, birinci sınıf ülkelerde görülmez. Ara sıra ikinci sınıf ve kısmen de üçüncü sınıf ülkelerde görülebilir. Bazen kendi kendime  bu ülkede doğal bir şekilde ve insani değerlerle donanmış olarak yaşamak yasak sanki diyorum.

      Bu yasaklar ve çözümleri konusunda özellikle bir konu benim dikkatimi çekiyor. Ülkede toplumu temsil eden siyasi partiler toplumun taleplerini ve problemlerini bir şekilde tartışıyorlar, bazen kavga etseler de, bağrışsalar da bir çözüme götürebiliyorlar. Çözümsüzlük milletin sırtından geçinip, millete dayılık edenlerden kaynaklanıyor. Millete hesap vermek zorunda olanlar çözüm üretebilirken, en azında bir çaba sarfederken, milletin sırtına binenler çözüm istemiyor ve ülkeyi yasaklar cehennemine çeviriyor. Şu günlerde bence sevindirici olan, milletin temsilcilerinin iktidarıyla, muhalefetiyle milletin problemlerinin çözümü için inisiyatif alarak, birbirlerinin görüşlerine katılmasalar bile bu yasaklar konusunda alternatif çözümler üretmek için kafa yormalarıdır. Bu durum bizleri umutlandırıyor.

     Beklentimiz; gereksiz yasaklardan arınmış, milleti devletiyle kaynaşmış, güçlünün değil, hukukun egemen olduğu, her yönüyle güçlü ve büyük bir Türkiye. Saygılarımla. 

Yener Çaycı

Bu makale 368 defa gösterildi.


Yorumlar

Ali Akkuş
10.12.2010 22:37

Güzel bağlamışsınız Yener Bey. Hintli yünetmen Şaymalan (orjinal yazılışı Shamalan gibi bir şey)The Vilaje-Köy isimli bir filmi var herşeyin yasak olduğu ve insanların korkularla yaşadığı bir köy hayatını anlatıyor. Adam bizim ülkeyi anlatmış farkında olmadan. Korku cumhuriyeti ancak yasaklarla yürütebiliyor işleri. Selamlar.

BÜLENT AYDIN
06.10.2010 12:10

Sevgili Hocam, Bazı "erklerin" özellikle koyduğu yasakları "yasaklayan" bir yazı olmuş... Bu da yasak olmasın sakın!
Piyasalar
Hava Durumu
İletişim
Doğu Mah. Lale Sk. N.:25 Kat:4 PENDİK/İSTANBUL
Tel. 0216 4912882
Fax. 0216 491 7113

gazeteduyuru@gmail.com
NewsMaster v1.0 - Küresel Yazılım