27 Eylül 2010
YENİDEN ARANIZDAYIM !....
Köşemde yazılarım vardı , var olmasına amma ben aşağı yukarı 15 gündür sizlerden uzaklarda bir deniz kıyısındaydım.Ege denizi kıyılarında adım adım dolaşırken ,yinede sizlerle bir arada olmanın heyecanını yaşmak istedim. Bu güzel ülkeyi ve bu cennet Vatanı böylesi sık sık temaşa imkanı bulduğum için mutluydum. Bütün bunlara rağmen bu ülkeyi bu vatanı zaman dilimleri içinde yaralamak isteyenlere biraz da acılıda olsa kin besledim. Onun için sizlerden yani yazılarımdan uzak kaldığım günler içinde yinede sizleri düşündüm ve okuyucuyla birlikte olmanın mutluluğunu her an yaşayarak bütün EĞE kıyılarını adım adım dolaştım. İşte bunları fırsat buldukça yazılarımda sizlerle paylaşacağım.
İzmir Özdere semtinde ki Gümüldür Askeri Kampında geçen on günlük tatil sütresi ve daha sonra Kuşadası ve Meryem Ana ziyaretleriyle Efes ziyaretlerini bütün detaylarıyla sizlerle paylaşmaya çalışacağım.Bütün bunlar ülkemizin gezilmeye ve görülmeye değer kısımlarıydı.Fırsat olsa da bütün ülkede ki okulları öğretmen ve öğrencileriyle birlikte buralarda toplayarak geliniz ülkeyi yakından tanıma , deme fırsatını bulmuş olsak o zaman kitaplara ve ezberciliğe hiç kalmadan her şeyi görerek öğrenmenin güzelliğini yaşamış olurlar.
İzmir başlı başına görülmeye değer bir aydınlık kentimiz. Dört yıl önce gördüğüm bu şehirde ki değişmeleri bire bir kordon boyunu dolaşırken yeniden yaşama fırsatı buldum.Çok değerli izlenimlerim ve görüntülerim oldu ve bu ziyareti daha çok duyguyla gerçekleştirdim.
Yazı yazmak ve bu yazılarla sizlere ulaşmak elbette çok güzel bir duygunun ifadesidir.İnsan gördükleriyle deşarş olma fırsatı buluyor ve sizlerin arasındaymış gibi kendisini hissediyor işte bu duygu ve hisle gördüklerimi yansıtırken dalgalarla izlediğim EĞE denizi kıyısından Menderes havalisine ve Özdere gezintilerime dönme fırsatı bulacak buralarda mehtabı gözlerken ,güneşin batışında ki o büyük tabloyu nasıl anlatsam diye gayret edeceğim…
Hele bir Şirince denen İlçeyi izleme ve görme fırsatı bulduk kı, bunu ayrı yazılarımda dile getirecek adını duyduğunuz bu ilçeyi mutlaka ziyaret etmenizi salık vereceğim. Ben ilçe diyorum ,hakikatte bir muhtarlık alanı ama görmeye değer bir tabiat ve insanlık harikası…
Bütün bunları zaman dilimleri içinde konu edecek ve yazma fırsatı bulduğumda sizlere yansıtacağım.Dediğim gibi bu ,ilk dönüş yazımda ki izlenimler sizlere olan hasretliğin ifadesidir.İnsan nereye giderse gitsin doğduğu kentin anlamı ve güzelliği h,ç bir zaman ayrı düşünülmüyor.Ağustos sıcağı altında bir damla suya hasret ilimi düşündükçe yol güzergahlarımda boşa boşuna akan şarıl şarıl suları gördükçe benim halkımın içinde bulunduğu o tabloyu derinden ah çekerek izliyor ve her fırsatta olduğu gibi yine benim duyarlı yöneticilerime sesleniyorum. Şu Kilis ilimin su işini mutlaka bir an evvel hak ediniz hal ediniz de sizin sudan heykellerinizi ilimizin girişin de bizden sonraki nesillere armağan edelim…
Olmadı yinede politika yapmaya başladık,halbuki dönüş yolculuğumuzu anlatacak ve yol güzergahımızda ki karpuz ve kavun tarlalarımızda çürüyen mahsulu yazacaktık. Fakat ne yazık ki büyün bunlara fırsat kalmadan bu günkü yazı tablomuz dolunca yeniden sizleri selamlayarak bu günkü yazımıza sizlerin HOŞ GELDİNİZ mesajlarınızla son vererek ,sizleri doyasıya selamlamak istedik.,
Her şeye rağmen sizlerle buluşmak ve sizlerle konuşmak bizim için tabloların en güzel yanıdır. İsterdim ki, bu tabloları hep birlikte izleyerek yarınları çok daha mutlu BİR TÜRKİYEYİ TORUNLARIMIZA HEDİYE EDELİM…
Nejat Taşkın
Bu makale
278
defa gösterildi.