21 Mayıs 2012, Pazartesi
Duyuru Gazetesi - Haftalık, bağımsız, siyasi gazete - Pendik

Makale
23 Haziran 2010

Memur-Sen'den teröre lanet eylemi

Abdullah Yadigar



      Son günlerde tırmandırılan terör eylemlerini lanetlemek ve Şehitlerimize de rahmet okumak amacıyla İstanbul da Memur-Sen’e bağlı Eğitim-Bir-Sen İstanbul şubelerince ortaklaşa bir eylem düzenlendi. Çoğunluğunu Eğitim-Bir-Sen üyesi öğretmenlerin oluşturduğu 400 kadar Memur-Sen’li Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii önünde toplanarak Şehitliğe doğru sessiz yürüyüş gerçekleştirdi.

      Geçtiğimiz Salı günü saat 14.00 de İstanbul Edirnekapı da bulunan Mihrimah Sultan Camii önünden 400 civarında Memur-Sen’li bir kortej oluşturarak şehitliğe doğru sessiz yürüyüşe geçti. Ellerinde Türk Bayrağı ve karanfillerle şehitliğe geldiler. Şehitliğe girip her bir şehit kabrinin başına bir kişi gelecek şekilde yerlerini aldılar. Diyanet-Sen İstanbul 1 No.lu Şube Başkanı Hafız Osman Aydın, Şühedanın ruhları için Kur’anı Kerim bakara suresi(154-157-ayetleri) okudu.’’Allah yolunda öldürülenlere (şehitlere) ’ölüler’ demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bile mezsiniz…’’ akabinde dua edildi. Ellerindeki karanfilleri şehid mezarlıklarına bırakan sendika üyeleri daha sonra şehitlik çıkışına gelerek gıyabi cenaze namazı kılmak üzere saf tuttular. Gıyabi cenaze namazını, Diyanet-Sen İstanbul 1 No.lu şube başkanı ve Eminönü Yeni Camii İmam-Hatibi Hafız Osman Aydın hoca kıldırdı. Dua edildi ve basın açıklamasına geçildi.

      Basın açıklamasını İstanbul şubeleri adına, İstanbul Eğitim-Bir-Sen 2 No.lu şube başkanı Hasan Yalçın Yayla yaptı. Yayla, açıklamasında son olarak Halkalı da yapılan saldırıya değinerek basın açıklamasının sorumlular ve ihmali görülenler için sivil bir ültimatom, halkımıza da itidal çağrısı niteliğinde olduğunu ifade etmiştir. Yayla açıklamasını şöyle devam ettirmiştir; Ülkemiz dış siyasette aktif rol alıp kendini toparlamaya başladığında, barış ve huzuru yakaladığında, demokratikleşme yolunda mesafe kat ettiğinde hemen şehit haberleri gelmektedir. Ülkemiz derin bir kuşatma altına alınıp tuhaf eylemler sergileniyor. Bunun ilk örneğini 1993 yılında Turgut Özal’ın başlattığı barış sürecinin 33 er’in şehit edilmesiyle sonlandırıldığını, terör eylemlerinin artıp faili meçhul yüzlerce cinayetin meydana geldiği dönemleri yaşadık.

      Yakın zamanda DTP’nin Anayasa Mahkemesinde kapatılma kararı görüşülürken, Ergenekon sanıkları içeri alınırken ve İsrail’in, Gazze yardım gönüllülerine saldırdığı gün Tokat’tan, Samsun’dan, Giresun’dan ve İskenderun’dan gelen şehit haberleri ile sarsıldık. Bu kirli tezgâha bir daha şahit olduk. Silahlı-silahsız belli bir bürokratik kesimin, birlikte hareket ettiği yapılanmaların ve sıkı-fıkı oldukları Anglo-Sakson-İsrail ittifakının Türkiye üzerindeki kontrolünü devam ettirmesinin vasıtası olan PKK terör örgütü, ne zaman derin yapıyı etkileyecek bir gelişme olsa ortaya çıkıyor ve gelişmenin tam ortasına bomba atıyor. Kim ihtiyaç duyuyorsa, kime lazımsa onun taşeronluğunu yapıyor. Geçtiğimiz cumartesi gecesi Şemdinli’de 11 askerimizin şehit düştüğü saldırıyla Ergenekon sanığı İlhan Cihaner’in serbest kalmasının aynı zamana denk gelmesi gerçekten bir tesadüf müdür? PKK acaba bu hain saldırısıyla kimin, ya da kimlerin ekmeğine yağ sürmüştür? Anayasa değişiklik paketinin Anayasa Mahkemesinde görüşüldüğü süreçte bu menfur saldırının amaçlarından biride muhakkak ki Anayasa Mahkemesi üyelerinin kararını etkilemeye yöneliktir. 12 Eylül rejiminin fedailiğine soyunan PKK terör örgütü demokratikleşme adımlarını her defasında sekteye uğratacak eylemlerde bulunarak Ergenekon gibi derin yapıların, dolayısıyla statükonun devamını sağlamıştır. Maalesef dağda silah tutan PKK ile şehirde kalem tutan bir kısım yargı aynı amaca hizmet etmekte, vesayet sisteminin bekçiliğini yapmaktadırlar. Adaleti ve hukuku tesis etmesi gereken yargı, son zamanlarda ki gelişmelerle korsan gemilerin sığındığı bir liman olmuştur. Anayasa Mahkemesi’nin esasa girerek ucube kararlarla, Yargıtay’ın hukukta yeri olmayan usul ve yöntemlerle nasıl darbe heveslilerini, derin yapılanmaları koruduğu gözlerden kaçmamaktadır. Hepimizin gözü önünde bir tiyatro oynandı. Halka rağmen gücü kendinde bulan, kendilerini bu ülkenin sahibi sananların sanık olarak yer aldığı Erzincan davası, görevli mahkemenin elinden alındı, Yargıtay’a getirildi. Buna diğer sanıklar eklendi, dosya birleştirildi ve Yargıtay ordu komutanının tutuklanma riskini ortadan kaldırdı.

      Dünyanın güçlü ordularından biri olan, Peygamber ocağı anlayışıyla Malazgirt,  Sakarya ve Çanakkale destanlarını yazan bu ordu ne oldu da üç-beş çapulcuya pabuç bırakarak, yarım asırdır vatan evlatlarını şehit vermeye devam ediyor? Sınırda gece yarısı iki yüz kişiyi çobanlar kurultayı olarak görüp, saldırı emrini vermemekte direnen anlayış ne yapmaya çalışıyor? İsrail’in Heronlarının çalışıp çalışmamasın bir kenara bırakın da Aziz Milletimizin basiretiyle görmeye çalışın. Bu milletin ruhu sizin en önemli silahınız olmalı. Derhal TSK siyasi mücadele ile meşgalesini bırakıp asli işine dönerek, terörle mücadele görevini yerine getirmelidir. Bu görevini de acemi birliğinde üç kurşun atarak dağa gönderdiği askerle değil, profesyonel birliklerle yapmalıdır. Kirli eylemlere bulaşmış, millet egemenliğine tasallutta bulunmuş askeri personel hakkında hemen idari ve adli işlemleri başlatmalıdır. Devlet memurluğunda en ufak hata ağır bedelle ödettirilirken, göz göre-göre yüzlerce genç fidanımızın şehit edilmesinde kime hangi bedel ödettirildi? Sorumlular neden ceza almıyor, neden hala görevlerinin başındalar? Yoksa bu ülkede kimileri devletin memuru iken, kimileri de devletin ağası mı?

      Şehit cenazeleri bize farklı bir gerçeği de göstermektedir. Bu cenaze törenleri kanlı terör örgütünün keyif duyduğu törenler olmaktan çıkarılmalıdır. Devlet törenlerinde al bayraklara sarılı onlarca şehidimizin devlet erkânı önünde anlamsız bir medyatik görüntü oluşturulmasından vazgeçilmelidir. Yine şehit cenazeleri üzerinden siyaset yapılmakta, statükodan yana tavır alan bazı siyasi yapılar bir araya getirilerek siyasete dizayn getirilmek istenmektedir. Şehit verildikçe halkın milli duyguları galeyana getirilmekte ve şehitler sadece belli bir siyasi yapının tekelindeymiş gibi bu siyasi yapıya yönlendirilme yapılmaktadır. Yine şehit verilen yerlere devlet baskıyı artırdıkça da etnik bir siyaset üzerinden siyaset izleyen başka bir siyasi yapı da mağdur rolü oynayarak şehit cenazeleri üzerinden nasibine düşeni almaktadır.

      Bu saldırının en önemli amaçlarından biri de, yaratılış gereği kardeş olan insanları etnik bir çatışmaya götürerek ülkede bir kaos ve kargaşa yaratmak, darbeye zemin hazırlamaktır. Puslu hava özlemiyle yanıp tutuşanların bu umutları kursaklarında kalacaktır. Milletimiz, birlik ve beraberlik içinde bir Türk-Kürt çatışmasına müsaade etmeyecek, terörün üstesinden gelecek azim, güç ve kararlılığa sahiptir. Soğukkanlılığımızı kaybetmeden, aklımızı duygularımızın önüne geçirerek, tahriklere kapılmaksızın, birlik ve dirliğimizi bozmak isteyenlere fırsat vermeyelim.

      Memur-Sen olarak, kimden ve nereden gelirse gelsin terörün her türlüsünü  lanetliyor, saldırılarda hayatını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve milletimize sabır ve baş sağlığı, yaralı  askerlerimize de acil şifalar diliyoruz.

      Hasan Yalçın Yaylanın bu açıklamalarının ardından Memur-Sen üyeleri sessizce dağıldılar. Bende tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, milletimize baş sağlığı dilerim.

Abdullah Yadigar

Bu makale 488 defa gösterildi.


Yorumlar

A. Budakoğulları
29.06.2010 11:10

Kalender, hala aynı takıntıların devam ediyor.Bir yazarın kendi yorumu ile, nakil yaptığı bir basın bildirisini birbirinden ayırdedemiyecek kabiliyette isen,sana cevap yazanlarda boşuna çene yoruyorlar. asıl sen teslimiyetçi ve toptancı fikir ve görüşlerinizle istismar yapıyorsunuz.her kurumda hata yapan olabilir.Sende bir suç işlesen senin kurumunu toptan suçlamak yanlış olmazmı? Öyle ise yanlış yapan kişilerin yanlışına dikkat çeken memur sen'i, sanki tüm o kurumu hedef almış gibi göstermeniz tam istismar örneğidir. Sizi akıllı bir insan olarak bilyordum, Bu kadar mhp ağzı ile konuşmanız uygun olmuyor.Anlaşılıyor ki senin takıntın görüş ve yoruma değil, abdullah bey'e.Bende bundan sonra sizin yorumlarınıza yorum eklemeyi gereksiz görüyorum.

KALENDER FATİH,
28.06.2010 17:43

Değerli yorumcu dostlar,yapılan eleştiri de hakaret yok.Sadece neden sessiz yürüyüş demek sizi rahatsız etmemeli.Gıyabi namaz kılana kadar yanıbaşınızda kaldırılan şehit cenaze namazına katılmak müslümanın müslüman üzerindeki borcudur.İstanbul da o kadar şehit cenazesi oldu,memursen ve diğer tüm sivil toplum örgütleri bu acıya ortak olmalıdır.Ama bu merasimler duruken gıyabi namaz kılmak neden?sessiz yürümek neden?Mezara karanfil bırakmak neden?Gözyaşı bırakmanızı tavsiye ederim.Dualarınızı onlara göndermenizi tavsiye ederim.Asıl hamasetçi yazar ve onun şakşakçı takımı yorumcu kardeşlerim.Kimseye karşı önyargımız asla olamaz.Hem yazarı yazısına göre yorum yaptım.Hem yazarı da tanımam doğrusu.Yazısını okuduğunuz herkesi tanımak zorunluluğu mu var?Tahammül kültürüne alışmak lazım dostlar.köşeleri canlı ve diri tutmak için yorum yazmak kusur olmamalı. Evet herkes görevini yapmalı.Orduya siyaset yapma diyenler etrafına baksın kimler siyaset yapıyor kimler.Abdullah beyin şu cümlesi "Derhal TSK siyasi mücadele ile meşgalesini bırakıp asli işine dönerek, terörle mücadele görevini yerine getirmelidir" herhalde bu ülkenin dağlarında, sınırlarında,köylerinde ABD uşakları nöbet tutmuyor.Bizim çocuklarımız nöbette.Acaba her asker görevinin hakkını veriyor mu ,acaba her imam görevinin hakkını veriyor mu?her öğretmen görevinin hakkını veriyor mu?her siyasetçi sorumluluğunun hakkını veriyor mu?Topyekün suçlamak hangi vicdana sığar?Asıl önyargılı siz sayın yorumculardır.Her yazarın yazısını onaylamak zorundamıyız?Noter akıllı olmayın.Geniş bir ufkunuz olsun.Asker takıntınızı kenara bırakın. Ona buna saldırarak bir yere varılmaz.Yazdığım yorumumla beni bir yerlere yamayan ön yargılı ve takıntılı dostlar kaleminizi ve kalenizi değiştirin.UNUTMAYIN Kİ İLK YARI SONA ERDİ.SİZLERİ ALLAHA EMANET EDİYORUM...SELAMLAR

Mahmut İŞCAN
25.06.2010 16:55

Ben teröre lanet ederken; inançlı insanları hedef haline getirip, teröre karşı oldukları halde terörle mücadelede yetersizmiş gibi gösterip onlarla bir tutanları da lanetliyorum. İnanmak yaşamaktır; İnancını yaşamaktır, yoksa boşuna gırtlak patlatmak değildir. Boş tenekenin sesi çok çıkarmış Abdullah Hocam. Adı "Fatih" olup da kendi kalbini bile fethedemeyen nice insanlar gördük.

Harun Can
25.06.2010 16:48

selamlar; ya şu kalender bey kim allah aşkına, Onun takıntısı zannedersem Abdullh Bey'e. Sayın Kalender, önce sen at gözlüğünü çıkar etrafına bir bak. Siz ve sizin gibileri yıllarca sesli yürüdüler de ne oldu PKK'nın tuzağına düşüp onların propagandasını yaptınız, ekmeğine yağ sürdünüz. Hala öyle yapıyorsunuz. Ya Allah Bismillah ile vatanseverlik olmaz. Herkes üzerine düşen görevi yapacak. TSK de... Açıklamalarda ne var ki Abdullah Bey sendikanın açıklamasına yer vermiş dedim ya, taktın galiba sen. Takıntılarını ve at gözlüğünü bi kenara bırak da geçmişte olanlar ile şimdiki olanları bi kıysla yani ön akıllı olam tavsiyem bu!

Abit Budakoğulları
24.06.2010 20:55

A.Yadigar'ın yazıları,(Dünya islama çağrı toplantısı)isimli yazısı ile ilgimi çekti.Abdullah bey kendine özgü bir ekol oluşturmuş, çeşitli toplantı ve törenleri hem haber, hem de köşe yazısı niteliğinde akıcı bir üslüpla yazıyor.Örnek:(Dünya islama çağrı toplantısı.-Hadis Yarışması.- Hattatların İcazet Merasimi.-Eğitim-Bir Senlilerin dayanışma Gecesi.-) gibi, Memur Sen'in düzenlediği 'Teröre Lanet, Şehitlere Rahmet'isimli eylemini de çok güzel resmetmiş. Kalkıpta sırf bazı kişilerin düşük numaralı gözlükle eleştiri yaptığını zannederek birşeyler karalaması o kişinin çapını ve kişiliğini ortaya koymaktadır.Abdullah bey'i bu başarılı yazılarından dolayı tebrik ediyorum.Memur Sen'in basın bildirisindeki yol gösterici tenkit ve tavsiyelerini faydalı görüyorum.

Kalender MHP ağzı ile Konuşmuş
24.06.2010 17:39

Konuşarak sakladım senden gerçeği, Susarak anlattım sana herşeyi Çok slogan atanlar çok şey söylüyor değiller.Memur Sen üyeleri sessiz yürümüşler ama sesli konuşmuşlar.200 çoban gece 23.30 da sınırı geçmiş ve bir iki el ateş edilmiş cevap vermeyince bırakınız gitsin demişler çobanlar(!) için, Çobanlar gidip ekmeğini yedikleri suyunu içtikleri ülkenin askerlerine saldırarak yemek yedikleri kaba pislemişler.9 şehid yürek yakıyor, insanın kimyasını bozuyor ama 23.30 da çoban sandım öldürmedim diyen paşanın ve yetkilinin keyfini bozmuyor. Memur sen sorumlusu görevden el çektirlsin diyor cesaret gösteriyor. Hamasetçi Kalender(!) kalkmış aklı sıra bişeyler söylemeye çalışıyor. Çukurca da mayın patlaması sonucu şehit olanlarla ilgili ses kayıtlarında mayınların bizim askerler tarafından döşendiği ortaya çıktı. Paşa yine paşa paşa görevde. Askerin eline el bombası tutuşturan ve şehit edilen askerin ailesi isyanda , askeri yetkili hala görevde, Peki devlet bürokrasisinde yanlış yapanlar iki günde görevden el çektiriliyor. 30 yıldan fazla terörle mücadelede yanlış yapan bir yetkiliye bedel ödedildi mi hayır. Ya şu 200 teröristin vatan haininin sınırdan geçişini gördükleri halde müdahale etmeyen askeri yetkililer az mı suçlu Allah aşkına! Kalender rumuzlu akıl fukarası miyop akılla diye de güya fotoğrafı ve arkasındakileri gördüğünü anlatmaya çalışmış.Azıcık düşünse 10 dan fazla şehidi türk bayrakları ile sırayla dizip devlet erkanını ve basını cağırıp canlı yayınla yapılan törenin PKK yı nasıl gururlandıracağını düşünmüyor. Terörle mücadelede pisikolojik harekatın ne kadar önemli olduğunu ancak 30 yıldan fazla terörle mücadele eden TSK bilir. Peki niçin yapılıyor bu akıl tutulması mı var. Değil tabiki ama bunu Kalender anlayamaz. Slogan atılacak at, darbecilere ırgatlık yapılacak yap,liderin yanlışı bizim doğrumuzdan üstündür değilmi? tabiki evet, töre A.Necdet Sezer in karşısına aday çıkana yumruk at diyor tabiki atılacak.12 Eylül de ülkücülerle-solcuların silahının seri numaraları bir birinin devamıydı sorgulanmamalı. Tamam efendim. 12 Eylül Anayasa'sı kaldırılacak olmaz efendim. allah sizlere azıcık idrak ve irfan verse diyorum. ne diyeyim

Mustafa CANTÜRK
24.06.2010 16:47

Kalender olmayan fatih artık ayıp oluyor.

M.Zahid Yarar
24.06.2010 16:20

Abdullah beyin yazısını okudum.Memur-Sen'in yaptığı bir eylemi harfiyyen aktarmış.H.Y.Yayla isimli bir sendika başkanının okuduğu basın bildirisini olduğu gibi aktarmış.Kalender takılan vatandaşın ya okuma yazma sorunu var, yada şehid cenazelerini siyasi şov haline getirenlerle bağlantısı var. Cenazelerde siyaset yapılmaz.Bu kadar basit bir mantığı ve anlayışı yoksa kalender, kalender olarak takılmasın.Abdullah beyin TSK'ya karşı olumsuz bir ifadesi yok.

Fatih Kalender
23.06.2010 21:12

ÖNCELİKLE ŞEHİTLERİMİZİN RUHLARI ŞADOLSUN.MEMURSEN HEP İŞLERİ SESSİZ HALLEDİYOR BU GÜNLERDE.HELE DE ŞEHİTLERİN MEVZUBAHİS OLDUĞU BİR YÜRÜYÜŞÜ NEDEN SESSİZ YAPIYORLAR.ACABA SESLİ YAPARLARSA YANLIŞ BİR SLOGAN ÇIKAR MI DİYE ÜRKÜYORLAR?BUNU SAYIN YADİGAR AÇIKLAYABİLİR Mİ?NEDEN SESSİZ?MERAK ETTİM.AĞIZLARINI BANTLA KAPATSAYDILAR DAHA İYİ OLURDU.AMA UNUTMAYALIM Kİ HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİL ŞEYTANDANDIR DEĞİL Mİ SAYIN YADİGAR.SİZ İLAHİYATÇI OLARAK BUNU İYİ BİLİRSİNİZ HERHALDE...Birde TSK siyasetle meşgalesini bırakıp asli işine dönsün diye yazmışsın.Bu size yakışmadı.Bunu başbakan söylerse eyvallah hem sana ne oluyor ki.Kahramanlık edalarını bırakın.Asıl işinizin hakkını verin.Terörün suçlusunu ararken insaflı olun.Gözündeki çöpü gör.Artık mezarlara konan karanfillerle bu işler olmuyor bunu da bilmeniz lazım.Sanki bu ülkede terörü yaratan tek unsurun TSK olduğunu ima etmek veya düşünmek akla ziyandır.Lütfen fotografa bütünüyle bakın.O zaman herşeyi net göreceksiniz.Miyop akılla ancak bu kadar gördüğünüz için yanlış yerdesiniz. SELAMLAR.
Piyasalar
Hava Durumu
İletişim
Doğu Mah. Lale Sk. N.:25 Kat:4 PENDİK/İSTANBUL
Tel. 0216 4912882
Fax. 0216 491 7113

gazeteduyuru@gmail.com
NewsMaster v1.0 - Küresel Yazılım