Son iki yazımda Pendik Milli Eğitim Müdürlüğü’nü masaya yatırdık. Kurumdaki üst yöneticilerle ilgili kamuoyunun görüşlerini okurlarımızla paylaştık.
Görüşlerimizi ve iddiaları ortaya koyarken, ne bir etki altında kaldık, ne de sipariş bir yazı kaleme aldık.
Ortalama zekaya sahip her insan, özellikle şahsımı tanıyanlar, böylesine hassas bir konuda sipariş bir yazıyı üstelikte maksatlı olarak yazmayacağımı çok iyi bilirler.
Bilmeyenler de bilmelidir ki, 20 yıllık meslek hayatımda hep doğru ve objektif olmanın gayreti içerisinde oldum.
Biz sadece bir durum tespiti yaptık.
Olması gerekeni, kamuoyunun ittifak ettiği gerçekleri gündeme getirdik.
Kurumdakiler yıpranmasın, hele de kurumun başındaki Sayın Bahattin Gök, daha fazla yıpranmasın istedik.
Görüşlerimiz, yazdıklarımız her kesimden destek buldu.
Bunun yanında eleştirenler de, objektif olmamakla itham edenlerde.
Sadece gerçekleri kaleme aldım.
Maksatımız üzüm yemekti.
Ben kamuoyunda dillendirilenleri ve ayyuka çıkan söylentileri kaleme alarak gazeteciliğin gereğini yerine getirdim.
Gerisi saygı değer yöneticilerimizin bileceği bir iştir.
Her şeyin güzellikle çözüme kavuşturulması, Sayın Gök’ün zarar görmemesi benim en büyüm dileğimdir.
Yazılarımıza ilk cevap Pendik Milli Eğitim Şube Müdürü Sayın Mustafa Sarıca’dan geldi.
Sarıca, yazdıklarımıza üzüldüğünü belirtiyor. Kendisi de sipariş yazı diyerek beni üzmesine rağmen cevabının kelimesine dokunmadan sorumluluk gereği aynen yayınlıyorum.
Yazıda varsa cümle düşüklükleri ve imla hataları muhattabına aittir.
İŞTE SAYIN SARICA’NIN CEVABI;
Duyuru Gazetesinin internet sayfasında Yaşar ŞİMŞEK imzalı çıkan yazı için ziyadesi ile üzüldüm. Zira , gazete haberinden çok sipariş edilmiş bir yazıya benziyor. Ben kendi adıma yazınıza cevap vermeyi uygun buluyorum. Umarım diğer arkadaşlar da kendi adlarına cevap vereceklerdir.
Haberinizdeki başarı konusu dikkatimi çekti, keşke yakından takip edebilseydiniz! 2002 yılında Pendik İlçesine tayin edildiğmde akademik başarı gündemde değildi. Ayrıca akademik başarı, Anadolu ve ve fen lisesi sınavları ile ilgilenen Merkezdeki okullar ile , merkez dışındaki birkaç okuldan ibaretti.
Biz, 2002- 2003 öğretim yılında İlçe Öğrenci Deneme Sınavı yaptık. Durum alınacak çok büyük mesafe olduğunu gösteriyordu, okullar arası kıyaslama yaptık ve akademik başarı öncelikli genel başarıyı gündeme aldık. Her yıl bir öncesine göre sürekli gelişme içinde oldu. 2009 yılında 2308 öğrenci anadolu liselerine , 36 öğrenci de fen liselerine yerleşti. Bu olayı araştırmış olsaydınız, İstanbul İline örnek çalışmaları bulurdunuz. Bütün zorluklara rağmen bu Pendik için bir başarıdır.
Liseler için bu yıl öğrenci yerleştirme açısından İstanbul İl birincisiyiz, tüm orta öğretimde de İstanbul dokuzuncusuyuz.
Şimdi de rakamların diliyle konuşalım;
PENDİK İLÇESİ İLKÖĞRETİMMEZUN ÖĞRENCİLERİN ANADOLU LİSELERİNE
YERLEŞME GÖSTERGESİ
8.SINIF
ÖĞRENCİ SAYISI ANADOLU LİS.
KAZANAN ÖĞRENCİ SAY. YÜZDESİ
2002 5610 153 %3
2003 6218 321 %5
2004 6454 452 %7
2005 6523 602 %9
2006 7006 760 %11
2007 7500 1112 %14
2008 8219 2208 %26
2009 8400 2308 %28
ORTAÖĞRETİM MEZUNLARININ ÜNİVERSİTELERE YERLEŞME GÖSTERGESİ
MEZUN
ÖĞRENCİ SAYISI YERLEŞEN
ÖĞRENCİ SAYISI YÜZDESİ
2003 1166 58 %5
2004 2128 148 %7
2005 2558 309 %12
2006 2554 263 %10,29
2007 2964 317 %11
2008 543 268 %49*
2009 2962 1699 %57,36
* 4 yıllık sisteme geçiş nedeniyle sadece 2008 yılında 3 yıllık’a tabi olan
Lise mezunlarıdır.
Fen Bilimleri Proje yarışmalarında İstanbul İlinde hep birinci, ikinci ve üçüncü olduk. Bu konuda da zannederim bir araştırma gereği duymamışsınız.
Yine Pendik ilçesine ilk atandığımda öğrenci kayıtları ciddi bir problemdi. Bu yıla kadar yürüttüğüm kayıtlar da ciddi bir sıkıntı yaşanmaz hale gelmiştir. Eskiden tomar tomar hamili kart gelirdi, geliştirdiğimiz sistem sayesinde problemler en aza inmiştir. Pendik’te kayıtlar; yaklaşık 4000 anasınıfı, 11000 ilköğretim, 7000 ortaöğretim ve 2000 civarında yöneltme ile beraber 25000 civarında öğrenci kaydı demektir.
Yine 2002 yılında ilçemizde 1-2 projeksiyon cihazı vardı, bilgisayar teknolojisi oldukça geriydi. Okullarda bilgisayar kullanılmıyordu. Biz hemen o yıl okullar arası mail grubu kurduk ve bilgisayar destekli eğitimin yaygınlaşmasına önemli katkılarda bulunduk.
Dört yıl Çevre Eğitim Projesi’ni yürütüm, Pendik ilçesi okulları ve STK’ larla ve paydaşımız olan Pendik Belediyesi ile çok önemli çalışmalar yaptık.
Yine Sabancı Üniversitesi ve Pendik Belediyesi işbirliği ile “Yerel Kalkınma Platformu” nun bir yıl süreyle İnsan Kaynakları bölüm başkanlığını yürüttüm. Sadece çalıştığımız kurumda değil, kurum dışında eğitim paydaşları ile de çok faydalı çalışmalar yürüttük. Hiç olmazsa beraber çalıştığımız insanlardan sorabilirdiniz.
Gazeteniz haberinde göreve geç gelen şube müdürlerinden söz ediyorsunuz. Kim görevini yapmıyor, kim geç geliyorsa isimlerini vermiş olsaydınız daha ahlaki olurdu. İddianız subuta ermediği takdirde de muhatabınız belli olurdu.
Şube müdürü olarak atandığımdan bu yana hiçbir sendikaya üye olmadım. Temel düşüncem kamu görevini yerine getirirken hizmet verdiğim şahısları etki altında bırakmamak ve her hizmet alana aynı mesafede durmaktı. Bunun isabetli bir davranış olduğu kanısındayım.
Gelelim yazınızın özüne burada şube müdürlerinin görevden yorulma meselesi; hakikaten bazen çok yıldığımız oluyor, bunun nedenleri sadece Pendik ilçesinin sorunu değil, tüm ülkenin sorunu. Mesela göreve sınavsız, göreve hazırlıksız, işin sorumluluğunu bilmeyenlerin atanması mevcut çalışanları yorar ve çalışanları üzer. Yani sizin gazeteye, gazetecilikten pekte anlamayan birisi yönetici olursa, sizler neyi düşünürseniz, eğitimciler olarak biz de aynı şeyi düşünürüz. Temennim odur ki, şube müdürlükleri ve ilçe müdürlükleri için sınav açılsa kazanan arkadaşlar görev alsa daha iyi olur. Eğer ilçe müdürü atanacaksa eğitim çalışanları arasında anket düzenlenmesi bile bir gösterge olur. Tabi atanmak isteyen adayların halkın huzurunda programlarını tartışması ve halkın öğrenci velilerinin seçmesi tam demokrasi olurdu. İnşallah bunlarda bir gün olur.
Pendik ilçesinde daha iyisi yapılabilirmiydi, diye değerlendirmelere bulunmuşsunuz. Mutlaka her yerde daha iyisi yapılabilir. Bunun için rasyonel olmak gerekir. Bu işi kim yapabileceğini eğitimcilerin tartışması belki en güzel olanıdır. Bu meslek ulvi bir meslektir, peygamberlik mesleğidir; adil olmayı gerektirir, çok çalışmayı gerektirir, güç karşısında eğilmemeyi gerektirir, bilgili olmayı gerektirir, dünyayı iyi okumayı gerektirir, haklının yanında yer alacak kadar cesaret gerektirir, haklı ne kadar zayıf ve sahipsiz ise de ona hakkını verinceye kadar güçlü ve korkusuz olmayı gerektirir.
Kısacası ben bu ilçede 2002 yılından beri görev yamaktayım. Çalıştığım süre içinde söylediklerimi yapmaya çalıştım.
Hiç kimseye de ayrımcılık yapmadım, bu iddia çok büyük iftira olur.
Bunu eğitim camiası daha iyi değerlendirecektir. Benim çocuklarıma neyi layık görmüşsem, tüm vatandaşlarımızın çocuklarına da onu layık gördüm. Çocuklarımda oldukça başarılıdırlar da…
Beni üzen şimdiye kadar hep çok çalışmamdan dolayı şikayet edilirdim. Bir gazeteci endirekte olsa çalışmadığımızı ima etmeye çalışıyor, sanırım. Onu da çalışanlara sormak gerekmez mi!
Ümit ediyorum ki, bir araştırmacı soğukkanlılığı ile konuları araştırırsınız. Gerçekleri yazmanız beni mutlu eder ancak objektif bir bakış açısı lütfen… "
Mustafa SARICA
İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü