07 Nisan 2010
GÜNDEME DAİR
Koskoca Dünya gezegeninin, koskocaman bir şehir halini aldığı bir dönemi yaşıyoruz. Dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir olay olsa, anında başka bir yerde karşılığını buluyor. Yerelin genel, genelin yerelleştiğini, görüyoruz. Kırgızistan da yaşanan olayların İstanbul’da, İstanbul’da yaşanan olayların Kırgızistan’da değerlendirilmesine şahit oluyoruz. Ve hala yerellikten bahsediyoruz. Doğrusu ortam kötü, herkes çatacak birisini arıyor. Yıkmak kolay, gönül yıkmakta öyle. “Pire için yorgan yakılmaz” demiş atalarımız. Çünkü sonrasında pişman olmak var. Bir elin beş parmağı var beşi de birbirinden farklı ama hepsi birbirine muhtaç. Biz, bizimle yaşayan, bizimle yol alan, bizimle ağlayan bizimle gülen, ama ahil ama cahil hiç kimseden utanç duymuyoruz. Bilakis onur duyuyoruz.
Eğitilmiş cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım. Ebu Cehil Allah’ı bilmiyor muydu? Yaşadığı toplumun önde gelenlerindendi. Zengindi, kültürlüydü, çevresi genişti, o toplumda karar vericilerden birisiydi. Buna rağmen Allah ve Peygamberi tarafından “Cahil” olarak adlandırıldı.
Niçin?
Cevaplardan birisi; gerçeği bildiği halde, gizlemesi olmasın? Bu gün Ebu Cehillerin torunları Ebu Cehil’i aratır oldu. O gün toplumun bilmediği şeyleri gizleyen Ebu Cehiller, bugün toplumun bildiği, yaşadığı, olayları bile çarpıtmaya kalkıyorlar.
Milleti şamar oğlanına çevirip, ötekileştiren, milleti ve çocuklarını çeşitli bahanelerle okullara almayan, milletin kafasından sopayı eksik etmemek için uğraşan, milleti sadece ölmeye adam lazım olunca hatırlayan bu Ebu Cehiller; havanın hep böyle puslu kalacağını mı sanıyorlardı? Güneş bütün haşmetiyle doğmak üzere, yavuz hırsız yakalandı ve cellat bütün çirkinliği ile ortada.
Suyu geçerken atı değiştiremezsiniz beyler, değiştirmeye kalkarsanız, o suya kendinizi kaptırabilirsiniz. Hele de bir sel geliyorsa…
Adalet, hak, hukuk kavramları. Birilerine laf yetiştirmek, üste çıkmak, savunma pozisyonuyla hareket etmek, bu kavramları geçersiz kılmaktadır. Bunun için bir konuda bir hüküm vermeden önce, vicdan denen mahkemeye müracaat etmekte fayda var. Zira orada ideolojiler çok fazla yer bulamaz.
Ülkemizde; 1930, …, 1980 model arabalar ile 2010 model arabalar yarışıyor. Bir kısım arabalar su kaynatmış, bir kısmı ise motoru dağıtmış. Bazıları ise yolu tamamlamak üzere. Arkadakiler bağırıyor: Hile yapıyorsunuz. Ve tribündekiler, konuşma sırasının kendilerine gelmesini bekliyorlar… Saygılarımla.
Yener Çaycı
Bu makale
456
defa gösterildi.