21 Mayıs 2012, Pazartesi
Duyuru Gazetesi - Haftalık, bağımsız, siyasi gazete - Pendik

Makale
19 Ocak 2010

BATI'NIN TEKELİNİN SONU!

Av. Oktay Akmaner

                               _

     Öyle bir dünyada yaşadık ki Dünya Savaşı dediklerimiz bile aslında geniş anlamda Batı’nın dar anlamda Avrupa’nın kendi iç savaşlarıydı aslında. Ekonomiden kültür-sanata aklınıza gelen her alanda karşımıza çıkanlar da hep Batı orjinli oldu. Ama ne mutlu ki son yıllarda dünyadaki gelişmelere baktığımızda bu yapının çözüldüğünü yani Batı’nın tekelinin sona erdiğini mutlulukla görüyoruz.

     Tarihin Kırılma Anı


     Tarihin kırılma anı ile karşı karşıyayız ve yeni yüzyılın farklı bir yüzyıl olacağıda kuşku götürmez bir gerçek.Peki ideolojilerden arınmış bir dünya, önceki dünyadan farklı mı olacak acaba?

     Hobbes’çu siyaset görüşünü uluslararası ilişkilere uyarladığımız zaman; sürtüşmenin uluslararası sistemin doğasında mevcut olduğunu; gelecekte sürtüşmelerin nasıl bir görünümün kazanacağını anlayabilmek için de, uluslararası sistemi oluştran ulusların ve rejimlerin kendine özgü karakterlerinden ziyade, sistemin biçimi bilhassa uluslararası ilişkiler sisteminin iki kutuplumu yoksa çok kutuplumu olacağı önem kazanmaktadır. Saldırı ve güvensizliğin birtakım özgül tarihsel koşulların ürünü olmaktan çok tüm insan toplumlarının evrensel niteliği olduğu ortaya çıkmaktadır.

     Postmodem yüzyılımızın önemli özelliklerinden biri de evrenselci iddialardan vazgeçme duyarlılığının yükselişi, merkez ve çevrenin daha çok bölgeler temeline göre düzenlendiği, yerellik ve kısmilik kavramların yükselişi, çokkutuplu bir dünyaya geçişimiz ile Huntington’ın söyledikleri aynı dinamiklerden besleniyor.

     Berlin Duvarı’nın un ufak olan taşlarıya inşa edilen yeni dünya düzeni’nin, Babil kulesi’nin kaderiyle olan benzerliği ortada. Uluslararası ticareti uluslararası barışın garantisi sayan Cobden’ci görüş:hemde sanayi-ötesi bir çağda, tamda  “dünya toplumu” olmak üzereyken karşımıza çıkan aksilikleri nasıl izah ediyor acaba? Ama ne dediklerini duyar gibiyim: “pis bir gerçek, güzelim teoreyi berbat etti.”

     Huntington
’la başlayan, Marx’ın ifadesiyle fikirlerin üst yapısı olan kültür ve medeniyetlere duyulan ilgiyi de Wallerstein’in dikkatimizi çektiği gibi medeniyet kavramından medeniyetler kavramına geçişimizde görebiliriz.

     Kurumsal fizikte yaşanan değişimle de yakından alakalı olan hassas bir nokta var burada: Medeniyet (tekil) kavramı, bizi düzenin kaotan çıktığı,kaosun bizzat yaratıcı olduğu görüşüne götürür.Yani medeniyet artık Batı’nın tekelinde değildir.

     Postmodernite ve Batı’nın Gerilemesi


     Chen’in de değindiği gibi “posmodenite şu tarih denen özgül batılı bölüncül şeyin bitmesi anlamında post-tarihte açılan gezintiyi anlatır. Postmoderinizm bir dünyanın bitişini haber verir: Aydınlanmış rasyonalizm ve metafizik, pozitivisit değişkenlerinin dünyası... beyaz, erkek ve Avrupa merkezci olan bir dünya ... biten resmi, evrensel, birleşik, ırkçı, emperyalist Tarih’tir; bu noktadan sonra bu tarih bitmiştir. Böylece “tarihin sonu”, “tarihlerin başlaması”demektir”

     Rene Guenon’da Wallerstein ve Chen’le benzer şeyleri söylemektedir: “Zira,yaklaşan sonun niteliği ne olursa olsun,kaçınılmaz bir tırmanışa geçen bu bunalım artık iyice gözle görülür bir haldedir ve pek çok açık, kolaylıkla algılanabilir işaret hep birden aynı noktayı göstermektedir. Bazıları öyle yorumlamak isteseler de bu son, hiç kuşkusuz, mutlak anlamda “dünyanın sonu” değildir, ama en azından bir dünyanın sonudur:Eğer sona eren şu haliyle batı uygarlığı ise, bu uygarlığın dışında birşey görmemeğe alışmış olanlarla, “Batı” deyince kayıtsız şartsız “uygarlık” anlayanlar, onunla birlikte herşeyin sona ereceğine ve onun ortadan kalkmasının gerçekten “dünyanın sonu”  olacağına inanabilirler”

     The Wall Street eski editörü Robert Bartley’in vurguladığı, Batı’nın kamusal söylemine iyce yerleşen, şu an merkez ve motor konumunda olan Batı’nın termodinamiğin ikinci yasası olan entropiyi andıran iç enerjinin tükenişi, zirveden düşüşü olmasa belki medeniyet ağırlık ve merkez noktasının dağılması ile karşı karşıya kalmazdık. Gerçekten de evrensel bir medeniyet ancak evrensel kudretin ürünü olabilir. Fermand Braudel’in de dediği gibi “veren, hükmeder”

     Batı’nın Medeniyet Krizi


     Şu anki çıkışını tek merkezli bir düşünce olan Rönesans’la yapan Batı’nın,o dönemde antikiteye kadar çektiği yayın attığı ok, günümüzde ulaşabileceği en üst noktaya ulaşmış durumdadır.Aslında ondokuzunca yüzyılda teoride,Rönasans temeline göre Batılı ruhun ayarlandığı düzeyin de ötesine geçilmişti.

     Medeniyet canlanmasında  en önemli nokta olan ontolojik güvenliğin ve hürriyetin garanti altına alınması noktasından baktığımızda Kuster’in “selbverstandnis” kavramını hatırlatıyor insan.Bir medeniyetin insan tipinin kendi kendini algılama düzeyi ile sosyal yapı arasında bir tezat olduğunda medeniyet krizi oluyor. Rudyard Kipling’in “white man’s burden”ı ile Herbert Marcuse’un “one dimensionel man"ini karşılaştırdığımızda batılı bir insanın nasıl bir krizde olduğu daha iyi anlaşılıyor. Batı, mevcut insan tipini aşan sorunlar karşısında, yeni bir insan tipi de getirmiyor artık.

     Manevi güç yoksunluğu deyince Lewis Mumford’dan da bahsetmem gerekiyor.Tarihte bazı dönemler arasında paralellikler kurmak mümkün. Lewis Mumford’ın Batı’daki manevi güç yoksunluğunu Roma İmparatorluğu’un sonunda tanık olunan türden bir kültürel çöküşe götüren yol olarak görmesi, hatta o dönemdeki iki kutuplu dünyanın parçaları olan Roma ve Pers İmparatorluğu ile bazı düşünürler tarafından ABD ve SSCD ile kurulan paralelikler gibi birçok örneğin bulunması, tarihin düz bir çigi takip etmeyeceğini, devrevi bir geçişi izleyeceğini hatırlatıyor.

     Murat Belge’nin “aslında olayın kapitalizmle ilgisi olmadığı artık ortaya çıktı, sadece Batı uygarlığı vardır anlayışı hakim artık” sözlerini, John Major’ın “Günaydın Amerika” adlı programda körfez krizi ile alakalı ağzından kaçırdığı “Batı’nın eylemlerine”sözlerini beraber mütalaa ettikten sonra; Kishare Mahbubani’nin gelecekte dünya siyasetinin merkezi mihverinin ”the west and the rest” yani Batı ile diğerleri arasındaki mücadele olacaktır sözleri daha iyi anlaşılıyor.

     Bir noktaya daha değinmem gerekiyor. Modernleşmenin nedense hep batılaşma olarak gündeme geldiği,Üçüncü Dünya’ya karşı artık Batı’nın batılılaştırma noktasında elinde modernizm silahı yok.O yüzden  de kültürlerin ön plana geçeceği rahatlıkla söylenebilir.Huntington’ın bu konudaki yorumu da çok çarpıcı: “Batılıların,modernleşen öteki halklarının “ bizim gibi olması gerektiği yönündeki zanları, bizatihi medeniyetlerin çatışmasını gösteren bir Batılı küstahlığıdır.

     

     En iyi savunma, hücumdur


     Batı’nın içindeki tartışmaları aktardığım bu makalemde de çok net görülüyor ki bizim gözümüzdeki Batı imajı onların iç dünyasında çoktan çökmüş durumda.

     Gün, kendine, tarihine inanma günüdür.
İç sorunların daima dış ayağı olduğunu fark etme ve savunmayı olabildiğince dışarda kurma günüdür. Proaktif dış politika tam da budur. “En iyi savunma hücumdur” sözünün anlamı da bu değil midir? Rakibin şah çekmesini bekleyip, hep savunmada kalan bir satranç oyuncusu yenilmeye mahkumdur. Türkiye için çok önemli bir kazanç olan Ahmet Davutoğlu Hoca’nın kumandasındaki dış politika nihayet korkularından sıyrılmış, aklını ve medeniyet mirasını kullanma kararlılığında bir stratejiyi etkin bir şekilde kullanıyor. Tribünlerde takımları motive etmek için kullanılan “bizler inandık, siz de inanın” tezahüratlarının Türkiye’de daha güçlü bir şekilde yankılanması ve dış politikayı iç politikaya harcatmama sağduyusuyla önemli bir kavşağı atlayabiliriz. Bu yolun varacağı en küçük hedef: bölgesel bir güç olmaktır. Dünya ekonomisini biraz olsun incelemek, hatta dünya ekonomisinin büyümesine öncülük eden Batı dışı güçlerin analizi, söylediklerimin ne kadar sahici bir zeminde gerçekleştiğini anlamaya yeterlidir.

Av. Oktay Akmaner

Bu makale 415 defa gösterildi.


Yorumlar
Piyasalar
Hava Durumu
İletişim
Doğu Mah. Lale Sk. N.:25 Kat:4 PENDİK/İSTANBUL
Tel. 0216 4912882
Fax. 0216 491 7113

gazeteduyuru@gmail.com
NewsMaster v1.0 - Küresel Yazılım