21 Mayıs 2012, Pazartesi
Duyuru Gazetesi - Haftalık, bağımsız, siyasi gazete - Pendik

Makale
13 Ocak 2010

HABERİNİZ VAR MI ?

Yener Çaycı



     Son iki-üç seneden beri gözlemlediğim bir şey var. Özellikle liselere devam eden öğrencilerin davranışları.

     Erkek öğrencilerin hemen hemen yarısı sigara içiyor. Kız öğrencilerin de dörtte biri kadar sigara içen var. İçtikleri sigarayı da büyüklerden saklamak gibi bir kaygı duymuyorlar. Aksine sigara içtiklerini ilan ediyorlar. Büyüdüklerini mi göstermek istiyorlar, yoksa biz özgürüz mü diyorlar? Bilemiyorum, ciddi bir şekilde araştırılması gereken bir konu.

     Aynı  şekilde öğrencilerin kız-erkek ilişkileri de kaygı verici. Normalin çok üstünde kız-erkek ilişkileri sergileniyor. Birbirleriyle el ele, sarmaş-dolaş olma sınırlarını çok aşan bir ilişki. O kadar ki bu tür öğrenciler; parklarda, bahçelerde, ormanlık yerlerde, hatta mezarlıklarda bile uygunsuz durumlarda yakalanıyorlar. Bu durumdan okul idarecileri ve öğretmenler de çok rahatsız. Okul idarecileri bu durumu ailelere ilettiklerini, ancak ailelerin bir kısmının duyarsız kaldıklarını söylüyorlar. Ben bu olaylarla ilgili onlarca olay dinledim. Zaten herkes her yerde bu davranışları görüyor.

     Anne ve baba olarak çocuklarınızdan ne kadar haberdarsınız. Bazı  veliler, öğretmenlere ve okul idarecilerine, bu konu sizi ilgilendirmez gibi sözler sarf ediyorlarmış.  Bu konu çok ciddi bir konu. Bu çocuklar bizim geleceğimiz. Hiç kimsenin bu çocukları bu uçuruma atmaya hakkı yoktur. Kim olursa olsun.

     Okul yönetiminin işi aileleri haberdar etmekle bitmiyor. Aile sorumluluğunu yerine getirmiyorsa okul yönetiminin yapacağı bir husus daha var. Çocuklarına karşı terbiye noktasında sorumluluğunu yerine getirmeyen aileleri resmi bir yazı ile idari  ve adli mercilere bildirmeleri gerekiyor. Çünkü çocuk 18 yaşına kadar devletin gözetimi altındadır. Devletin bir görevi de bu çocukları o ailelerden alıp yetiştirilmelerini sağlamaktır.

     Tabi bu noktada devlete düşen görevler çok fazla, aslında okulların bu konuda yetkileri azda olsa var. Ancak öğretmen ve okul idarecileri, (kendilerince belki de haklı gerekçelerle), ailelerle karşı karşıya gelmek istemiyorlar. Bu noktada okulların çekincelerini de dikkate alarak yeni yasal düzenlemelere ihtiyaç var.

     Televizyonları  izliyorsunuz sanki bu toplumun ahlaki yapısını bozmak için sözleşmiş gibiler. Bir bakıyorsunuz Yaprak Dökümü diye bir dizi aynı anda iki kız kardeşi idare eden bir adam, kocasını  aldatan kadınlar, çocuk yaştaki insanların arkadaşlık ilişkileri, başka bir kanalda Aşk-ı Memnu diye bir dizi, amcasının karısıyla düşen kalkan bir anlayış, bir başka kanalda Hanımın Çiftliği …, bir sürü dizi hepsinde cinsellik ön planda ve çarpık ilişkiler had safhada. Bunu izleyen çocuklar, hele birde ahlaki duyarlık verilmemişse bunları normal karşılıyor. Başlıyor o da eline geçen fırsatları bu şekilde kullanmaya.

     Aynı  zamanda kadın ve aile programlarında da bir terslik var. Kadın haklarını savunan, kadının problemlerini dile getiren programlarda, kimse kalmamış gibi geçmişte s… filmlerinde oynamış artistlerle, ülkede ilk defa kürtaj olmuş kadınlar çıkıyor, kadın ve aileden dem vuruyor. Söyledikleri şeylerin çoğu ipe sapa gelmez şeyler. İnsan hakikaten şüpheye düşüyor. Acaba bu vb. programlar Türk toplumunun aile yaşantısını çökertmek için mi tezgahlanıyor? Bu televizyon kanalları hakikaten bizim televizyon kanallarımız mı?

Bendenizden naçizane bir tavsiye; evinizde bu tür dizileri ve programları izlemeyin, izleyecekseniz de çocuklarınıza izletmeyin.

     Cennetin yolları da iyi niyet taşlarıyla döşelidir derler. Çocuklarımız; uyuşturucu ve mafya sektörüne, g… evlere namzet olmasın. Bu evlerde çalışan insanların buralara nasıl düştüklerine dair hikayeleri duymuşsunuzdur. Yukarıda anlattığım süreçle başlıyor. Sigara, alkol, uyuşturucu, fuhuş. Bunları ergenlik ve gençliğin, masum ve geçici davranışları olarak görebilirsiniz. Ama istatistikler fuhuş yaşının (ilk cinsel deneyim olarak adlandırılıyor kibarca) 15 yaş olduğunu gösteriyor. Gençler birbirlerine delikanlılıklarını, (delikanlı kızlar dahil) ispat etmek için yarışıyorlar. 

     Geçen gün bir televizyon kanalında; bir kadının öğrencilik yaptığı okulunu mahkemeye verdiğini, gerekçesinin ise gayri meşru ilişkilerini okul idarecilerinin bildiğini ve durumu ailesine iletmediklerini, bu nedenle de kötü yola düştüğünü, iddia ettiğini dinledim.

     Bu kadının kendi çocuğumuz olabileceğini hiç düşündünüz mü? Sahi çocuklarınızdan ne kadar haberiniz var? Saygılarımla.

Yener Çaycı

Bu makale 465 defa gösterildi.


Yorumlar

ALİ KILIÇ
19.01.2010 16:27

TÜRK MİLLİ EĞİTİMİNİN ÖNCE KRİSTALİZE EDİLMİŞ BİR AMACININ OLMASI VE EĞİTİMCİLER DAHİL BÜTÜN İLGİLİLERİN BU AMACA CİDDİYETLE HİZMET ETMESİ GEREKİR.EĞİTİM SADECE ÖĞRETMENLERİN İŞİ OLARAK GÖRÜLMEMELİDİR.

ALİ KILIÇ
19.01.2010 16:27

TÜRK MİLLİ EĞİTİMİNİN ÖNCE KRİSTALİZE EDİLMİŞ BİR AMACININ OLMASI VE EĞİTİMCİLER DAHİL BÜTÜN İLGİLİLERİN BU AMACA CİDDİYETLE HİZMET ETMESİ GEREKİR.EĞİTİM SADECE ÖĞRETMENLERİN İŞİ OLARAK GÖRÜLMEMELİDİR.TEŞEKKÜRLER

ALİ KILIÇ
19.01.2010 13:31

KALEMİNİZ DAİM OLSUN.AMA YETKİLİLER KULAK VERİRSE.SLM

Kamil Bilgi
16.01.2010 21:53

Hocam çok güzel analiz yapmış. Toplumun ve ailenin ahlakını bilerek çökertiyorlar. Çünkü ahlak çökmezse istediklerini yaptıramazlar. Hocama yaptığı tespit ve tavsiyelerden dolayı teşekkür ederiz.

POŞO
15.01.2010 16:37

iki kız kardeşi idare eden bir adam:BU GÜNE KADAR İZLEDİĞİM EN AŞAĞILIK MI DESEM NE DESEM KELME BULMAKTA ZORLANIYOR İNSAN ÖZELLİKLE BU KONUYA DEĞİNDİĞİN İÇİN SENİ KUTLARIM.
Piyasalar
Hava Durumu
İletişim
Doğu Mah. Lale Sk. N.:25 Kat:4 PENDİK/İSTANBUL
Tel. 0216 4912882
Fax. 0216 491 7113

gazeteduyuru@gmail.com
NewsMaster v1.0 - Küresel Yazılım